Eğitimcilerin öldürülmesine tepkimizi Gebze'den haykırdık

Eğitim-Bir-Sen Nevşehir Şube Başkanı Mustafa Çiftçi, Gebze Atatürk Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Necmeddin Kuyucu’nun bir öğrenci tarafından öldürülmesini ve eğitimcilere yönelik şiddeti protesto etti.

Eğitimcilerin öldürülmesine tepkimizi Gebze'den haykırdık

Benliğimizi, hoşgörümüzü, anlayışımızı, değerlerimizi kaybediyoruz

Anlayışın, insani değerlerin ve insana saygının itibar kaybettiği bir dünyada, şiddetin korkutucu boyutlarda artarak genel bir ifade ve ilişki biçimine dönüştüğüne dikkat çeken Eğitim-Bir-Sen Nevşehir Şube Başkanı Çiftçi, “Asıl amaçlarından biri, insana, varlığa sevgiyi aşılamak olan eğitimin ve eğitimcilerin öldürücü saldırıların hedefi olması, şiddetin delilik sınırını aştığını göstermektedir. Bu cinayet, gençliğimizin, müfredat ağırlıklı olarak eğitim düzenimizin, genel anlamda insan, hayat ve toplum yapımızın aşınmasına işaret eden elim ve ibretlik olaylardan sadece biridir. Üzüntümüz, kaygımız, korkumuz odur ki, gerekli tedbirler alınmazsa son da olmayacaktır. Kendilerini çocukların ve gençlerin hayalleri, rüyaları, aklı, dimağı, bilgi dünyası üzerinden Türkiye’nin ufkunu genişletmeye adamış öğretmenlerin, kâh bireysel saldırganlığın kâh terör ve darbeci şiddetin en masum, en savunmasız hedefi olduğunu görmek bizleri üzüyor. Yusuf Elitaş, 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi sırasında hainlerin kurşunlarının hedefi oldu ve şehadet şerbetini içti. Etnik ve ideolojik terör, onlarca öğretmenimizi şehit etti. Meslek hayatının henüz başlarında Aybüke Yalçın ve Necmeddin Yılmaz öğretmenlerimizin acısı hâlâ yüreğimizi dağlamaya devam ediyor. Vahşet, İzmir’de Ayhan Kökmen öğretmenimizi aramızdan aldı. Gülhan öğretmen sokak ortasında bıçaklandı. Iğdır’da Yücel Düzci öğretmenimiz saldırıya uğrayan öğrencilerini korurken, gözü dönmüş kişilerin şiddetine maruz kaldı. Bunlar gibi her yıl işlenen öğretmen cinayetleriyle yanan yüreğimize yeni acılar eklenirken, işte şimdi de Necmeddin Kuyucu öğretmenimizi kaybettik. Aslında kaybettiğimiz, kaybetmeye başladığımız sevgimiz, saygımız, aklımız, vicdanımız, izanımızdır. Kendimizi; benliğimizi, hoşgörümüzü, anlayışımızı, değerlerimizi kaybediyoruz. Daha yüreğimizdeki acı dinmeden yaşanan ve yaşanacağından korktuğumuz benzer olayların, derin endişe duymamıza sebep olacak saldırıların, şiddet olaylarının sürmesi, öğretmenlerimizin hayatı, eğitim düzenimizin verimli işleyişi, sosyal bunalım, toplumsal çöküntü ve geleceğimiz adına alarm vermektedir” şeklinde konuştu.

“Hangi sebeple olursa olsun bu olayların kabul edilebilir bir yanı yok, olamaz” diyerek sözlerini sürdüren Çiftçi, “Üzüntülüyüz, kederliyiz. Bu olayı kınıyor, evvela şiddeti cesaretlendirici tutumların terk edilmesini istiyoruz. Bir an önce, vakit geçirilmeden önleyici, ıslah edici, hukuki, adli, idari tedbirlerin alınması ısrarımızı yineliyoruz. Bu menfur ve meşum olayların, görünürde kişilere indirgenecek suçluları olmakla birlikte, sorunun daha derinlerde, eğitim düzeninden hukuka, aileden müfredata kadar birbiriyle bağlantılı, çok boyutlu sebepleri vardır. Öldürmeyi çare olarak gören bir ruh hâlinin, ergenlik duygularını zehirleyerek esir alması vahimdir. Duygusuzluğa, öfkeye, nefrete, yok etmeye ayarlı bir kuşak, gözlerimizin önünde, ellerimizin arasından kayıp gitmektedir. Geçici çözümler, sorunu daha da büyütüp ağırlaştırmaktan, ötelemekten başka işe yaramamıştır. Bugün yüzleşmek zorunda kaldığımız sorunlar, dün köklü çözümlerle ortadan kaldıramadığımız için yakıcı, yıkıcı etkileriyle daha da derinleşmiş, yaygınlaşmıştır. Eğer bugün çözüm bulunmazsa çok geç kalınacak, yarınlarda toplumu, varlığımızı üzerine bina ettiğimiz ahlaki, manevi, vicdani ve bütün insani temelleri tahrip edecektir. Durum vahimdir, tehlike büyük ve ciddidir” değerlendirmesinde bulundu.

Şiddetin cehaleti büyüttüğünü, cehaletle büyüdüğünü vurgulayan Eğitim-Bir-Sen Nevşehir Şube Başkanı Mustafa Çiftçi, “Bu açık ve kanlı şiddet olayları eğitimcilerimizi yıldırmakta, umutsuzluğa düşürmekte, eğitim için en gerekli huzur ortamını yok etmektedir. Sadece öğretmenlerimiz değil, faciadan dolaysız etkilenen öğrencilerimizin benlik, kimlik ve psikolojileri ağır yara almaktadır. Verimli bir eğitimin sağlıklı işleyişini engelleyen bu bozulma ve çürümenin önüne, sağlıklı işleyen bir eğitimle geçmekten başka köklü bir çözüm de yoktur. Ancak hayata ve insana dair sorunları çözmekle işlev kazanması gereken eğitim kurumumuzun, kendi sorunlarını aşamayacak bir döngü içinde olduğu da bir gerçektir. Toplumsal duyarlılık bilinci oluşturmak için herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Bu konuda, yetkili kişi ve kurumlardan sivil toplum örgütlerine kadar toplumun tüm katmanlarına sorumluluk düşmektedir. Başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, bütün eğitim camiası, siyasiler, mülki idareler, aydınlar, gazeteciler, aileler bu konuda büyük bir aile olduğumuz şuuru ve duyarlılığı ile sorumlu davranmalıdır. Herkesi ilgilendiren, herkesin ilgili olduğu bir meselede, toplumsal duyarlılık bilinci ve farkındalık oluşturmak için herkesin yapacağı bir şey mutlaka vardır, olmalıdır. Geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz her bakımdan korunmalıdır. Biz, eğitim çalışanlarının hak ve hukukunu korumayı, geliştirmeyi, eğitimin her türlü meselesine çözümler üretmeyi millî sorumluluk bilen Eğitim-Bir-Sen olarak, bu çalışmaların gerekliliğini her fırsatta dile getirdik, buradan bir kez daha yineliyoruz. Evlatlarımızı yetiştirmek, geleceğe hazırlamak gibi kutsal bir amacı hayata geçirme çabasındaki eğitimcilerimiz, sahip çıkılamamış veya sahip çıkılamayan çocuklarımız tarafından sonu ölümle biten şiddete maruz kalmaktadır. Bunun önüne geçilemiyorsa, eğitim merkezli olarak bütün toplumsal gidişat, gidişata yön veren düzenlemeler ciddi bir duyarlılık ve sorumlulukla yeniden tanzim edilmelidir. Öğretmene saygınlık ve itibar kazandırılmalı, eğitim çalışanlarımız saldırılara açık, korumasız, korunaksız, güvensiz bırakılmamalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu, bu husus da göz önünde bulundurularak hazırlanmalı ve bir an önce hayata geçirilmelidir. Çocuklarımızı, umudumuzu, geleceğimizi teslim ve emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz her bakımdan korunmalı, mağdur edilmemelidir. Bu kapsamda, değerler eğitimi, aileyi de içine alacak şekilde ve sosyal çevrenin öğrenci üzerindeki negatif etkilerinden arındıracak kapsamda düşünülmelidir. Bu duygu ve düşüncelerle, Necmeddin Kuyucu öğretmenimize ve şimdiye kadar hayatını kaybeden bütün eğitim çalışanlarına Allah’tan rahmet diliyor, bu olayın son olmasını temenni ediyorum” dedi.

MHA

banner115
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER