GÖZ VE BEYİN İLİŞKİSİ

Okumadan anlamanın mümkün olmadığı gibi, anlamadan yorum yapmanın da mümkün olmadığını ders çalışırken ve soru çözerken görüyorsunuz. Bugün okuduğumuz her bir cümle içinde ya da bir paragrafta ya da daha kaba taslak bir ifadeyle bir deneme kitapçığında toplamda kaç kelime var desem ne derdiniz? Saydınız mı hiç?

Bu kelimelerin kaçını atıyoruz, kaçını yakalamaya çalışıyoruz? Ana düşünce, paragrafta asıl anlatılmak istenilen şeyi yanlışsız nasıl buluyorsunuz desem peki?

Beyin hızlı düşünür, hızı sever! İlettiğin mesajı doğruysa doğru yorumlar, yanlışa yanlış.

Beyin yanılmaz arkadaşlar. Peki nerde hata yapıyoruz? Cevabını bildiğimiz soruları nasıl yanlış yapıyoruz?

Önce konuya bilimsel açıdan bakalım.

ÖSYM sınavında 2010’da 3492, 2011’de 3795 ve 2012’de 4360 sözcük çıkmıştır. Sınavlarda her sene artan kelime sayısı süreyi ekonomik kullanmayı zorunlu kılmaktadır. Sınav odaklı eğitim metodumuz sayesinde ÖSYM’nin yapmış olduğu bir çok sınavlarda süre artırabilirsiniz.

Diğer bir konu unutmayın ki, beynimizle gözlerimiz arasında ışık hızında bir iletişim kurulmaktadır. Işık 300.000 km/s hızında ilerlerken, ses 312 km/s ilerler. Beynimiz çok hızlı okuma yeteneğine sahiptir, önemli olan onu eğitmektir.

Şimdi de sınavlar da doğru bildiğim yanlışlarım deyip biraz felsefi yaklaşalım.

Beyin hızlı düşünür demiştik göz yavaş okur, eğer gözdeki bulunan sempratik ve parasempratik kaslar gelişmemişse. Bu ne demektir, vücudumuz bir çok kas ve sinirlerden oluşmuştur. Bu kas ve sinirler gözün yapısında da vardır. Anlayarak hızlı okuma eğitimi içeriğinde göz kasları için teknikler var. Bu teknikler gözün hızlı hareket etmesi ve aynı zamanda da görsel hafızayı güçlendirme şeklinde yapılmaktadır. Göz belli bir eğitim aşamasından sonra hızlı okur ve beyine okuduğunu hızlı bir şekilde iletir. Bu arada da dikkat, odaklanma ve konsantrasyon çalışmaları eşiğinde göz ve beyin arasındaki bağ kurulur. Yani göz =beyin.

Bizim sınavdayken yanlış yaptığımız ve sınavdan çıktıktan 5 dakika sonraki doğru yaptığımız aynı soruların nedeni aslında bu yüzden diyebiliriz.

Konu eksiğimizin olduğu ve yanlış okumadan kaynaklı bir hata değilse.

Toparlayacak olursak arkadaşlar konular tamamsa, kelime dağarcığımız tamamsa, her hangi okuma ve kaydırma hatası yapmamışsak, sınava kurallarına uygun bir şekilde gitmişsek, fiziksel ve psikolojik olarak da hazırsak bunlara rağmen olmuyorsa okuma ve anlama yorum odaklı olduğunu çok rahat söyleyebilirim.

Kendinize bu soruları sorun ve zamanınızı en iyi şekilde değerlendirin. Ertelemek kaybetmektir siz hep kazanan taraf olun.

KİŞİSEL GELİŞİM UZMANI -SOYOLOG -MELEK YORGANCI

GMAİL.melek.yorganci@gmail.com

İNTAGRAM-eylulyrgnc

GSM-546 228 32 42

YORUM EKLE