KORONALI GÜNLER

Ulusların bazı dönemlerde birlik ve beraberliklerinin ne ölçüde olduğunun sınandığı günler vardır. Bu günler de öyle işte.

Başka ülkelere bakarsak bana göre bu dayanışmayı iyi götürüyoruz. Evde oturmayı zul addedenlerin bile -oflaya puflaya da olsa- evden mümkün mertebe çıkmamalarıyla pandemiyi en az zararla atlatacağız umudumu taşıyorum.

Esasen benim gibi hayatı dışarda geçirenler için de –zorunlu da olsa- ertelenmiş ya da ihmal edilmiş bazı planların hayata geçmesi bakımından iyi oldu diyebilirim.

Eşimin silah zoruyla yaptıramadığı bazı ev işlerini şimdi keyifle(!) yapıyorum. Okunmayı bekleyen onlarca eseri alfabetik sıraya koymuş durumdayım. Yarım kalmış ve tamamlanmayı bekleyen iki hikayeyi, daha bir hafta bile olmadan toparladım bile.

Ayrıca epeydir Netflix’te izlemeyi düşündüğüm birkaç dizi ve film vardı ki işte tam fırsatı.

Nitekim ilk olarak MESİH adlı diziye yumuldum diyebilirim.

Bu diziyi bazı TV programlarında, içerdiği sosyal ve subliminal mesajların topluma verdiği zararlardan bahsediliyordu. Çoğunlukla kendim izlemeden, okumadan, irdelemeden birilerinin söylediğini çok da önemsemem. Dikkate alırım, aklımın bir köşesinde bulundururum ama kendi düşüncem oluşana kadar da beklerim.

Her ne kadar TV’lere çıkan ve bu dizi ile alakalı fikir beyan edenlerin söylediklerinin bir bölümüne katılsam da benim izlenimim daha farklı.

Öncelikle senaryo olarak verilmeye çalışılan beş- altı toplumsal mesaj var ki bunların –BİRİ- hariç diğerlerini hemen herkes söyledi ve doğru.

Mesih kavramı ile Müslüman ve Hıristiyan toplumlarına üstü örtük değil alenen yaklaşan bir dünya savaşını sokuşturuyor beyinlere. Bunun durdurulmasının tek yolunun da ABD emperyalizminin son bulmasına bağlıyor ki diğer yandan bunun durdurulmasında en etkin rolü oynayan da Rusya gibi alttan alttan mesajların verilmesi de ilginç tabi. Diğer yandan mucize ve illüzyon arasındaki yakınlığa dikkat çekilerek dünya üzerindeki önemli bir kesimin bu ikisi arasındaki farkı anlayamayacak kadar kör bir bağnazlık içerisinde olduğunun vurgulanması bence en önemli ayrıntı.

Vurgulanan mesajların hemen hepsinden bahsedenler ne yazık ki benim gördüğüm bir ayrıntıdan hiç bahsetmediler ki bence ilk üçe girecek detaydı bu. İzleyecek olanlara şimdiden kopya vermiş olayım.

Filmde rol alan ve başrolü paylaşan pek çok kişi –kadın, erkek, çocuk- fark etmeksizin fosur fosur sigara içiyor, hem de göstere göstere. Dizinin başlangıcında dikkatinizi çeken bu detay için “Bu normal değil” diye düşünürken bir de bakıyorsunuz ki dizinin bir yerinde alenen çok ünlü bir sigara markasının “şaaak” diye kutusuyla birlikte adı geliyor ekrana.

Bence asıl verilmeye çalışılan mesajla aynı paralellikte dünya üzerinde azalmaya başlayan sigara tüketimiyle geliri azalan firma yetkilileri böyle bir filme –tahminim o ki- sponsor olmuş ve yapacağını da yapmıştır.

“Evde kal” çağrısına uyan ben ve benim gibi yaşı tehdit sınırları içerisinde olan grup için internet üzerinden yüzde 70 e varan kitap indirim siteleri açıldı, bilginiz olsun.

Atlatırız dostlar sağlıkla kalınız.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Selma ÜNAL
Selma ÜNAL - 2 hafta Önce

Aynen katılıyorum birçok yapmak isteyipte vakit bulamadığımız şeyleri yapma fırsatı yakaladık diye pozitif bakmaya çalışmalıyız .Birde insanoğlu doğayı o kadar hoyratca kullandık ki sanki bize bir mesaj evinizde kalın dünya doğa bir kendine gelsin der gibi . Pencereden bakıp nefes alabildiğimize nefes alabileceğimiz bir hava olduğuna şükrediyorum o da olmayabilirdi ( Çernobil) gibi mesela yani insanoğlu kendine çeki düzen ver diyor bize bence

banner44