“SULTAN II. ALDÜLMAHİT’İN PAYİTAHTI” serüveni anlatıyor

Ulu Hakan’a dair çok şey okudunuz, Ancak O’nun Payitahtla olan sınavına ilk kez şahit olacaksınız.

“SULTAN II. ALDÜLMAHİT’İN PAYİTAHTI” serüveni anlatıyor

33 yıl dünya sahnesinde güçlü bir devlet olarak yeniden var olmak için amansız bir mücadele veren Sultan II. Abdülhamid bir taraftan da Osmanlı duruşunun ve büyüklüğünün simgesi olan başkenti yeniden çağdaşlarıyla boy ölçüşür hale getirmek için çok uğraş verdi.

Gazeteci-Yazar Turan Şahin’in kaleme aldığı Prof.Dr. Vahdettin Engin’in danışmanlığında hazırlanan “Abdülhamid Han’ın Payitahtı” bu serüveni gözler önüne seriyor.

1876 yılı Ağustosu sonunda Sultan II. Abdülhamit saltanatına eriştiğinde Dersaadet yorgun ve bir o kadar bakımsızdı. Hikayesiyle farklı bir Pera belirmişti tarihi yarım adanın karşısında. Hutton’un dediği gibi ‘Payitaht, sihirli bir el’ beklemekteydi. Üstelik şehri yıkan depremler, semtleri kül eden yangınlar, karantina uygulamasıyla sonuçlanacak salgınlar, 1877 harbi sonrası ardı arkası kesilmeyen göçlerle mücadele etmek zorundaydı.

1877 Osmanlı Rus Harbi öncesi 600.000 bin civarında olan İstanbul’un nüfusu 1896’lara gelinceye 30 yılda neredeyse yüzde 65 yükselmişti. 1896 sayımına göre Payitahtta 1.030.000 kişi yaşamaktaydı. Artan nüfus öncelikle düzensiz kentleşme ve plansız sanayileşmeye sebep olacaktı. Kent genişliyor genişledikçe sakininin hizmet talebi artıyordu. Acil müdahale edilmesi gereken İmar, güvenlik, ulaşım problemlerinin yanı sıra şehir hızla tüketiyor meskenlerin iaşesi ve yakacak problemi yer yer sıkıntılara sebeb oluyordu. Ayrıca Osmanlı Sanayi’nin bel kemiğini oluşturan onlarca büyük fabrikanın enerji ihtiyacı karşılanamaz hale gelmişti. Ancak Sultan II. Abdülhamid Payitahtın yönetimine neşrettiği iradelerle açıkça müdahil olacak var olan problemleri tek tek kurduğu komisyonlar eliyle çözecekti.

Maddi sıkıntılara rağmen istenilen ölçüde olmasa da Sultan’ın olağan üstü gayretleri ile şehir eski ve bütünleşik hikayesine dönecek, devletin sunduğu türlü hizmetlerden halkın tümü yararlanacaktı. Birçok çıkmazı olan sokaklar yerine, birbiri ile bağlantılı düz açık ve aynı genişlikte arterlerin oluşturulması, tek tip mahalle dokusu ve sıra evler fikrinin nizamnamelerde yer alması, sahillerin harap binalardan arındırılarak Sirkeci, Haydarpaşa, Eminönü gibi devasa rıhtımların yapılması, Anadolu ve Rumeli tren yollarına ekler yapılarak, şehrin kolay ulaşılır kılınması, sokak ve mesken aydınlatması gibi çağdaş şehircilik argümanlarının Galata ve Beyoğlu’na özgü olmaktan çıkarılması, tüm şehre sistemli bir şekilde Kadıköy ve Yedikule Gazhanelerinin inşasıyla yayılması, Özellikle Terkos ve Hamidiye Şehir Suyu projeleriyle dünyada rekabet ettiğidi bir çok şehirde olmayan şehir şebeke suyu hizmetlerinin tüm meskenlere ulaştırılması, Beykoz, Eyüp, Zeytinburnu, Bakırköy gibi yeni imalat merkezlerinin oluşturulması ve düzenlenmesi, Rami, Şişli, Göztepe, Kadıköy’ün doğu yakası gibi yeni semtlerin teşekkül ettirilmesi ve yerleşimin bizzat padişah iradesiyle teşvik edilmesi, Şirket-i Hayriye ile başlayan kentin birbirinden kopuk bölgelerinin birbirine bağlanması gayretinin çeşitlendirilmesi ve zenginleştirilmesi, dönemine kadar görülmemiş çapta eğitim ve askeri reformların uygulandığı yeni yüzlerce binanın yanı sıra, devrinde yapılan sayıları azımsanamayacak dev yapıların geleneksel kent dokusunu bozmadan genele serpiştirilmesi, yeni meydan ve mesire alanlarının açılması, mevcutların düzenlenmesi, bizzat kendi imkanlarıyla yaptırdığı farklı hizmet amaçları güden çok sayıda yapıyla yeni bir kent fizyonomisinin oluşturulması, dev meydanlar, boğaz ve haliç köprüsü, tüp geçit, yer altı tramvay geçit projeleriyle İstanbul’u daha yaşanabilir bir şehir yapma hayali, yine kendi imkanlarıyla sayıları yüzleri bulan cami, medrese, mescit gibi eserleri ihya etmesi, Sirkeci ve Haydarpaşa Garı, Sirkeci Postanesi, Müze-i Hümayun, Kütüphane-i Umumi, Mekteb-i Tıbbıye gibi devasa binalarda çağdaş bir şehir için devrin en büyük mimarlarının görevlendirilmesi, sosyal hayatın çeşitlenmesine imkan veren projelerin hayata geçirilmesi Sultan II. Abdülhamid Hânın Payitahtına dairdi.

Sıkıntılar bitmiyordu 1894 yılında şehir bu kez depremle sarsıldı. Kapalı Çarşı’yı yerle bir edecek kadar güçlü bir sarsıntı tüm emekleri adeta boşa çıkarmıştı. Eski kentte onlarca bina çöktü, bir çoğu kullanılamaz hale geldi. Aysaofya’dan Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii’ne kadar bir çok tarihi kıymeti olan abidenin ya kubbesi çökmüş yada kullanılamaz hale gelmişti. Sultan II. Abdülhamid’in sonra ki saltanat yılları “restorasyon” devrine dönüşmüştü. Bu süreci sekteye uğratan bir diğer aksaklık sıklıkla vuku bulan büyük yangınlardı. İstanbul 33 yılda 114 büyük yangına sahne oldu.

İndeksinde yer alan bir çok başlığı ilkkez okuyacağınız, Yıldız Saray-ı Hümyunu Başkitabet Dairesi İrade-i Hususileri ışığında Gazeteci-Yazar Turan Şahin’in kaleme aldığı araştırmada, Payitahtın yeniden yaşanabilir bir şehir kılma mücadelesinde Sultan’ın olağan üstü gayreti gözler önüne seriliyor.

Sultan “gerek tarz-ı inşaat ve gerekse etraflarına tamamen hâkim olmaları cihetiyle Hükümet-i Osmaniye’nin şan ve şerefine layık surette inşasına” emriyle 1.552 adet millî tesis inşa ettirmişti. Bu faaliyetlerin odağı Payitahttı.

Başkentin adeta dev bir şantiyeye dönüştüğü yılların hikayesi Sultan II. Abdülhamid’in Payitahtı’nda titizlikle ortaya konuyor. Araştırmanın yayın yönetmenliğini Erol Cihangir, Akademik Danışmanlığını ise Prof.Dr. Vahdettin Engin yaptı. Kitap Doğu Kütüphanesi Yayınevi tarafından yayınlandı.

Kitabın Ön Sözünde Prof. Dr. Vahdettin Engin’Araştırmacı Turan Şahin’in hazırladığı bu çalışmada Sultan Hamid’in, İstanbul’u modern bir başkent haline getirebilmek için hayata geçirdiği bütün icraatlara yer veriliyor, II. Abdülhamid dönemi İstanbul’u her bakımdan bize tanıtılıyor. Bu bağlamda Dersaadet Vilayet Kanunundan, Sultan II. Abdülhamid Devrinde kenti yöneten Belediye Başkanlarına, Kentin temel sorunları olarak göçlere, düzensiz sanayileşmeye, yangınlara, depremlere, salgın hastalıklara, kentin iaşesi ve asayişi meselelerine değiniliyor. Bunun yanında, Dulhaneler, Darülaceze, Darülhayrı Âli, Hamidiye Etfal ve Haseki Nisa Hastanesi gibi sağlık ve sosyal yardımlaşma alanında hayata geçirilen müesseselere yer veriliyor. Diğer taraftan, İstanbul’daki sosyal ve kültürel hayat ile eğitim faaliyetleri çerçevesinde yapılan icraatlardan söz ediliyor. Şehir hizmetleri kapsamında sokaklar, yollar ve ana arterler, rıhtımlar ve limanlar, iskeleler, Deniz Ulaşımı, Demir Yolları ve Garlar, Atlı Tramvaylar, çevre düzenlemeleri, aydınlatma faaliyetleri, su şebekeleri ve tesisleri, sağlık hizmetleri ve hastaneler, Posta, Telgraf ve Telefon hizmetleri ve hayır eserleri hakkında bilgi veriliyor. En nihayetinde ise Sultan II. Abdülhamid döneminde İstanbul’un imarı meselesine değiniliyor’’ demekte.

Kitabın indeksinde yer alan başlıklar;

-SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN DÖNEMİNDE ŞEHRİN YÖNETİMİ VE DERSAADET BELEDİYE KANUNU

-SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN DEVRİNDE KENTİ YÖNETENLER: DEVR-İ HAMİD’İN ŞEHREMİNİLERİ

-SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN DÖNEMİNDE KENTİN TEMEL SORUNLARI;

GÖÇLER, DÜZENSİZ SANAYİLEŞME, YANGINLAR, DEPREMLER, SALGINLAR VE KARANTİNA UYGULAMALARI , KENTİN İAŞESİ VE YAKACAĞI, İSTANBUL’UN ASAYİŞİ , SOSYAL YARDIMLAR VE BUNUN İÇİN TAHSİS EDİLEN KURUMLAR

-SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN DÖNEMİNDE KENTTE SOSYAL HAYAT VE EĞİTİM;

KENTTE KÜLTÜR SANAT VE SPOR, KENTTE MÜZELER , KENTTE KÜTÜPHANELER, KENTTE EĞİTİM, KENTTE TURİZM

-SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN DÖNEMİNDE ŞEHİR HİZMETLERİ;

SOKAKLAR, YOLLAR VE ANA ARTERLER, RIHTIMLAR VE LİMANLAR, İSKELELER, DENİZ ULAŞIMI

DEMİR YOLLARI VE GARLAR, ATLI TRAMVAYLAR, ÇEVRE DÜZENLEMELERİ, AYDINLATMA, SU ŞEBEKELERİ VE TESİSLERİ, SAĞLIK HİZMETLERİ VE HASTANELER, POSTA, TELGRAF VE TELEFON HİZMETLERİ, TEMİZLİK HİZMETLERİ,

-SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN DÖNEMİNDE KENTİN İMARI

ASKERİ YAPILAR, SİVİL YAPILAR VE DERSAADET’İN MİMARLARI,SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN DÖNEMİ İSTANBUL PROJELERİ, SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN’IN HAYIR ESERLERİ

İletişim;

Turan Şahin

+90 532 614 04 78

tsahintv@gmail.com

Güncelleme Tarihi: 03 Ekim 2018, 13:37
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER