Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde bir araya gelen iki gönüllü, harabeye dönen tarihi yel değirmenini restore ettirerek, çevresini de adeta açık hava müzesine dönüştürdü.

İlçede 1927 yılında kerpiçten yapılan yel değirmeni, hizmet verdiği 1954'ten sonra harabeye döndü.

İş insanı 77 yaşındaki Necdet Akpınarlı, çocukluğunda çalışmasını hayranlıkla izlediği yel değirmenini onarma planları yaparken ilçe sakinlerinden arkeolog Taylan Sümer (44) ile tanıştı.

Sohbetlerinde yel değirmeninin restore edilerek yeniden eski günlerdeki gibi insanların uğrak yeri olması yönünde ortak arzularını paylaşan ikili, bu amaçla çalışmaya başladı.

Hacıbektaş Yaşatma Derneğini 2018 yılında kuran Akpınarlı ve Sümer, Hacıbektaş Belediyesi ve hayırsever Prof. Dr. Sırrı Bektaş'ın desteğiyle amaçlarına ulaştı.

İlçenin geçmişteki kültürel öğelerini yeni nesille buluşturmayı da amaçlayan projede kanatları dönmeye başlayan yel değirmeninin bulunduğu alanın çevresi de eski tarım aletleri, kağnı ve dibek taşlarıyla donatılıp adeta açık hava tarım müzesine dönüştürüldü.

Akpınarlı, çocukluk yıllarındaki hatıralarında derin izler bırakan yel değirmenini yeniden hayata geçirmenin heyecanını ve gururunu yaşadığını söyledi.

HOLLANDA'DAKİ YEL DEĞİRMENLERİ ANILARINI CANLI TUTTU

İşçi olarak 1962 yılında gittiği Hollanda'da yel değirmenlerini gördükçe köyündeki değirmeni hatırlayıp anılarının canlandığını anlatan Akpınarlı, üç yıl süren restorasyon çalışmasının her safhasında işçilere destek vermek için ter döktüğünü dile getirdi.

Yel değirmeninin bulunduğu alanın çevresinde kültür parkı oluşturmak amacıyla müze ve kütüphane yapımına da başladıklarını ifade eden Akpınarlı, şunları anlattı:

"Çocukluğumuz burada geçti. Evimiz 100 metre yukarıdaydı. Değirmen çalıştığında yalın ayak koşar, gelirdik. Eşeklerle, kağnılarla buğday getirilirdi. Yaşlı adamlar sırtlarında çuvalları taşır, değirmen dönerken biz de hayranlıkla seyrederdik. Çalışmak için Hollanda'ya gittiğimde oradaki yel değirmenlerini gördüm. O zamanlardan içimde ukde kaldı. Sonradan arkeolog Taylan Sümer ile tanıştım. Onun da hayali buymuş. İkimizin ortak hayalini gerçekleştirelim diyerek dernek kurduk. Prof. Dr. Sırrı Bektaş, çocukluk arkadaşım olur. Onunla telefonda görüşüp niyetimizi anlattım. O da, ‘Hacıbektaş bana çok şey verdi, ben oraya bir şey veremedim. Siz vesile olun’ dedi. Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok'a da durumu ilettik. Bu şekilde başladık ve restorasyonu tamamladık. Etrafa çiçekler diktik, yeri geldi işçilere yardım ettik. Güzel bir eser çıkardığımıza inanıyoruz. Oturup karşıdan izleyince gurur duyuyorum. 95 yıllık değirmen inşallah 95 yıl daha yaşar, bizden sonra da devam etmesini diliyoruz."

"ZİYARETÇİLERİMİZE FARKLI DESTİNASYON SUNMAYA ÇALIŞIYORUZ"

Arkeolog Taylan Sümer de doğduğu ve yaşadığı ilçeye bir miras bırakabilmek için uzun yıllar yel değirmenini onarma hayali kurduğunu, başarmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi.

Kerpiçten değirmenin restorasyonunu aslına uygun yaptıklarını vurgulayan Sümer, şunları kaydetti:

"7-8 yıl önce Necdet Bey ile tanıştım. Ortak hayalimiz olduğunu anladık. Hayalimiz olan yel değirmenini ayağa kaldırmak için proje işine girdik. Müzeci olduğum için müze konseptine evirmeye çalıştık. İçine değirmenle ilgili bilgi notları ve malzemeler koyduk. Bahçesini de müzeye dönüştürdük. Ziyaretçilerimize farklı destinasyon sunmaya çalışıyoruz."