İLK SOSYALİZM; KARMATİLİK

EDEBALİCE

İlk sosyalizm; Karl Marks tarafından ortaya konmuş bir düşünce sistemi değildir. Hegel ve Engels tarafından da geliştirilmemiştir. İlk defa Lenin tarafından Rusya’da Çarlık yönetime karşı uygulamaya da konmuş değildir. Mao tarafından Çin’de de uygulanmamıştır.

İlk sosyalizm; Şia’nın bir kolu olan Karmatilikte uygulamaya konulmuştur.

Abbasilerin ülkede meydana getirdiği baskıdan dolayı “Komin” adı verilen "ortak mülkiyet " anlayışını amaç edinen bir tarikatın kurulmasıyla ortaya çıktı.

İran’da Hazar Denizi’nin güneyindeki topraklarda, mülkiyete tarikata ait olan, ortak çalışma ürünü olan malların eşit paylaşımı anlayışına dayanan bir sistemle çalışıldı. Elde edilen ürün tarikat mensupları ile tarikata ısındırmak amacıyla yoksullara dağıtıldı. Böylece sosyalist düşüncenin temelleri de atılmış oldu. İslamiyet ile Sosyalizmin bu gibi tarikatların düşüncelerinden dolayı benzerliğini ileri sürmüşlerdir. 

 Zenginlerin malını paylaşmayı ana ilke olarak benimseyen bu tarikat, kısa sure içinde bütün İran ve Irak'ta yayıldı. 

Neşet Çağatay, Ahilik adlı eserinde; “Karmat ya da Karmati kelimesinin menşei hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Öyle anlaşılıyor ki bu kelime adını tarikatın kurucusu olan Hamdan b. Karmat'tan almış olmalıdır. Ancak bu sahsın adının Hamdan b. Eşas olduğu da rivayet edilmektedir. Kufe yakınlarında kendi başına derviş hayatı yaşayan ve hamallıkla geçinen Hamdan, halkın yoksulluğu ve Abbasilerin ülkede meydana getirdiği baskıdan dolayı " ortak mülkiyet " anlayışını amaç edinen bir tarikat kurdu. Zenginlerin malını paylaşmayı ana ilke olarak benimseyen bu tarikat, kısa sure içinde bütün Irak'ta yayıldı. Görünüşte dini, gerçekte ekonomik bir hüviyet taşıyan bu tarikatın politik düşünceleri de vardı. İslam'ın getirdiği kuralların birçoğunu gereksiz sayıyor, özellikle Mazdekçiliğin görüşlerine uygun düşünceler ileri sürüyordu.” demektedir.

@ @ @

Karl Marks; sadece Karmatilikten esinlenmemiştir. Avrupa’da 16. Yüzyılda oluşan “ütopik” ve “hümanist” düşüncelerden etkilenmiştir.

“Ütopya”; Sir Thomas More'un, Ortaçağ’da Rönesans ve Hümanist hareketlerinin etkisiyle kaleme aldığı bir eserdir. Ütopya, hayalî bir ülke olmanın ötesinde, olmasını istediği ideal bir dünya, ideal bir devlet kurma isteğinden kaynaklanmaktadır. Gerçeğe sıkı sıkıya tutunmuş hukuki ve siyasi bir yapıda bir devlet kurma isteği… 

Ütopya adlı eserin tanıtımında; “More'un içinde bulunduğu çağa ve sisteme yönelik ayna niteliğinde bir eleştiridir. Ütopya'da insanlığa saygı vardır; mülkiyetin ve paranın hiç önem görmediği, kimsenin bir diğerinden üstün olmadığı ve gelecek kaygısı taşımadığı, ideal düzenin yalnızca devlet yönetimine değil tüm toplum yaşamına yansıdığı bir ülke söz konusudur. Tüm bu özellikler, Thomas More'un insanın değerine ve barışa olan inancından kaynaklanır.”

Aslında bu düşünce İran’da ilk defa Karmatiler tarafından ortaya konmuştur. 

“Ütopya, hümanizmin başyapıtlarından biri olarak gösterilir. Bunun yanında, More klasik Yunan düşüncesine ve özellikle Platon'un fikirlerine oldukça hakimdir. 

Sir Thomas More, 1478 yılında Londra'da doğdu. İlköğretimini St. Anthony's okulunda tamamladıktan sonra Canterbury Başpiskoposu ve Lortlar Kamarası Başkanı Kardinali olmuştur.”

KARMATİLER

Karmatilerin özelliklerini tanıdıkça onların ne kadar sosyalist, ne kadar İslam dışı bir tarikat olduğunu daha iyi anlayacaksınız.  

Selahaddin Eyyubi adlı eserinde Alperen Bayrak; “Bahreyn'de Karmati devletinin başında bir hükümdar bulunuyor ve halk, altı kişilik bir meclis tarafından yönetiliyordu. Bunlar oruç tutmuyor ve namaz kılmıyorlardı. Bir kişi fakirleştiği veya borçlandığı zaman, toplum fertleri tarafından yapılan yardımlar sayesinde eski haline gelebiliyordu. Bölgeye gelen yabancı bir zanaatkârın yerleşmesi için gerekli para derhal bulunuyor ve hatta fakirlerin evlerinin tamir masrafları devlet tarafından karşılanıyordu ( Bernard Lewis, Tarihte Araplar ). Devlet teşkilâtı birçok yönden komünizme benzi yordu. Örneğin vergiler toplanıyor ve toplumun fertleri arasında ihtiyaçlarına göre bölünüyordu. Komünal Karmati düzeninde üretim her işin başı sayılmıştır ve kadın-erkek, yaşlı-genç, b üyük-küçük herkes üretim faaliyeti içinde konumlandırılmış; herkesin mülkiyet ortaklığına girmesi için siyasi faaliyet yürütülmüştür. Bağış-vergi sistemiyle kurdukları dayanışma sandıkları, zamanla bütün mülkiyetin ortaklaştığı bir düzene dönüştürülmüştür. Toplumun bütün kesimlerinin elindeki mal ve mülk halkın malı haline getirilmişti.” açıklamasında bulunmaktadır. 

Bu düşüncelere sahip tarikat Hasan Sabbah gibi suikast timleri kurarak Selçukluları uzun süre meşgul etmiştir. İslam’ın Anadolu’da yayılmasını geciktirmişlerdir. Belki de Selçuklu İmparatorluğunun beyliklere ayrılmasında da olumsuz yönde etkileri olmuştur. 

@ @ @

Bütün bu düşünceler ortaya çıkmışken 19. Yüzyılda Karl Mark “Sosyalizm” dediği bir düşünce sistemini “Kapital” adlı eserinde ortaya koymuştur.

Almanya’da ortaya çıkan bu sistem ancak Birinci Dünya Savaşında bunalan Çarlık döneminde Rusya’da Lenin tarafından devrimle işbaşına geçmiş, Stalin tarafından kanlı katliamlara neden olmuş, birçok Türk katledilmiştir. Tarih bu yapılanları affetmeyecektir. 

Bugün de Ukrayna’da katliamlara devam etmektedir. Sıra hangi ülkeye gelecek bilinmiyor. Çünkü teknolojinin bu kadar geliştiği günümüzde illaki sınırdaş olmak da gerekmiyor. 

YORUM EKLE