Karaburç köyünde kanser riski

Hacıbektaş ilçesine bağlı Karaburç köyünde 2019 yılında maden işletme ruhsatı alınarak faaliyete geçen özel bir firmaya ait maden ocağı ile ilgili Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey tarafından etüt raporu hazırlandı.

Karaburç köyünde kanser riski

Hacıbektaş ilçesine bağlı Karaburç köyünde 2019 yılında maden işletme ruhsatı alınarak faaliyete geçen özel bir firmaya ait maden ocağının köyün doğal yaşamına ve tapulu arazilere zarar verdiği gerekçesiyle kapatılmasını isteyen köy halkı bu duruma tepki amacıyla Jandarma kontrolünde maden ocağını yürümüş, daha sonra burada basın açıklaması yapılmıştı.

Maden ocağı ile ilgili Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey tarafından yapılan araştırmada köydeki bazalt kayalıkların altında bulunan tüf yapının gün yüzüne çıkmasının kanser riskini artıracağı belirtildi.

Tepkilere neden olan maden ocağı ile ilgili Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey’in hazırladığı teknik raporun özeti şu şekilde;

Su kaynaklarını kurutuyor

Karaburç köyü ve civarında bazalt kayaları bulunur. Taş ocağı da bazalt kayalarında faaliyet göstermektedir. Bu bazalt kayaları kırıklı, çatlaklı, yoğun gözenekli 3 yapıdadır. Yağan yağmur suları ile kar suları bu kayaların çatlak ve gözeneklerinde birikerek, birer su deposu oluştururlar. Kaynaklar şeklinde yüzeye çıkarlar. Nitekim Karaburç su kaynağı da böyle bir sistemden beslenmektedir.

Sularda florür ve arsenik sorunu

Karaburna ve Karaburç köyü içme suyundaki florür ile arsenik sorunu henüz çözülememişken, şimdi de başka bir sağlık sorununa yol açabilecek, bu iki köyün arasında taş ocağı faaliyete başlamıştır. Türkiye’de en çok arsenik Nevşehir’de bulunmaktadır. Bu da kansere yol açmaktadır.

Deprem riski

Maden ocağı Türkiye’nin en aktif ve tehlikeli Karaburç Fayı üzerinde bulunmaktadır. MTA’nın diri fay haritalarında bu Fay Gümüşkent Fayı diye adlanmıştır. Aktif bir fay olup, her an deprem üretebilecek özelliktedir. TAŞ OCAĞI DA TAM BU KIRIĞIN ÜZERİNDEDİR! Aktif fay, jeolojik olarak son 10.000 yılda (Holosen döneminde) en az bir kez hareket etmiş ve deprem üretmiş olan faydır. Dolayısıyla bu köyler büyük deprem riski altındadır. Taş ocağında yapılacak patlatmalar sonrası oluşan yer sarsıntısı, fayın hareketliliğini tetikleyebilecektir. Büyüklüğü 5’in üzerinde oluşabilecek bir depremde Karaburç ve Karaburna köyündeki evler yıkılacaktır. Su kaynakları azalacak ya da kuruyacaktır.

Kanser kanser kanser!

Taş ocağı alanındaki bazalt kayaları altında tüf kayası bulunur. Bu tüf içinde Tuzköy, Karain köylerinde ve Nevşehir’in birçok köyünde tespit edildiği gibi, karın zarı kanseri (mezotelyoma) nedeni eriyonit minerali Kızılırmak Nehri kuzey yamacında bazalt kayaları altındaki tüflerde tespit edilmiştir. (Eşref Atabey, 2009, 2013). Dolayısıyla bu yönüyle de Tıbbi Jeolojik Rapor olmadan taş ocağı faaliyete geçemez. Bu konuda Nevşehir ili sınırları içinde AFAD’ın 10337 sayılı genelge hükümleri gayet açıktır.

banner116
Toprağa ve tarım alanlarına zararları

Toprağın ana maddesi kayaçlardır. Kayaçlar olmazsa toprakta, bitkilerde, su da olmaz.

Tarım alanlarında toprağın nemi azalacak ve toprak kuruyacak, tarımsal faaliyette ve içme amaçlı kullanılan yer altı suyu azalacak, kuyuların su seviyeleri düşecek, ağaçlar, bitkiler, ekinler, asma bahçeleri kuruyacaktır.

Toz, bitkilerin yapraklarında solunumu ve fotosentezi engeller; döllenmeyi önler ve meyve oluşumunu azaltır (Doğan Kantarcı, 1999).

Tarihsel ve kültürel mirasa zarar

Karaburna Köyü Kalesi maden ruhsatlı alan içerisinde yer almakta olup, 1. Derece Arkeolojik Sit alanıdır. Taş ocağındaki patlatmalar ve tozlarından bu tarihi objeler zarar görecektir. Ortaya çıkartılmamış eserler, kayaların tahribi ve çıkarılmasından dolayı yok olacaktır.

Yabani hayata zararları

Taş ocağı yaban hayatını olumsuz etkileyecek, hayvanların, kuşların barınma ve beslenme alanları yok olacaktır.

Taş ocağı erozyona neden olacaktır

Taş ocağı faaliyetiyle kaya katmanları ve bitki örtüsü kaldırılacağından, toprağın sellenmelerle taşınmasını engelleyen kayalar yok olacağından, yerin fiziki yapısı bozulacağından çıplak kalan ve özelliğini kaybetmiş zemin, yağmur suları, kar ve buzlanmayla daha çabuk parçalanacak, ufalanacak, kazınan malzeme sellerle taşınarak erozyona yol açacaktır. Erozyon sel baskınlarını hızlandıracak, köy halkı, tarım alanları, ekili alanlar, hayvanlar zarar görecektir.

Dr. Eşref Atabey kimdir?

Dr. Eşref Atabey, Tıbbi Jeoloji Uzmanı. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeoloji Bölümü’nden 1978 yılında bitirme tezini vererek Jeoloji Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1995 yılında Ankara Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Jeoloji bilim dalıyla ilgili Tıbbi Jeoloji, Doğa afetleri, Deprem, Jeolojik miras, Çevre jeolojisi, Su, Sedimantoloji, Stratigrafi konularında çeşitli dergilerde yayımlanmış makaleleri, bildiri, etüt raporları bulunmaktadır. Maden Teknik Arama Kurum’nda 35 yıl göv yapmıştır. 1986-1987 yıllarında Hacıbektaş’ın harita çalışmalarında jeolojik yönden ilk paftalayan kişidir. 1982’den günümüze Nevşehir ve Niğde yöresinde Valilik, Belediye ve özel kurumlara Teknik rapor ve etütler hazırlamaktadır.

Tuz Köyü’ndeki kanser vakalarından sonra taşınması aşamasında yeni yerleşim yeri etütlerini yapan kişidir.

banner115
YORUM EKLE
YORUMLAR
Seyfettin Tekin
Seyfettin Tekin - 9 ay Önce

İlgi ve alakanız için teşekkür ederim. Çevremizi korumak geleceğimizi korumaktır. Bu da hepimizin görevidir

SIRADAKİ HABER