Din Eğitiminin başka, din kültürünün başka anlamlar ihtiva ettiğine dikkat çeken Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu değerlendirmelerinde ?Anayasanın 24?ncü madde 4?ncü fıkrası: ?Din ve Ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din Kültürü ve Ahlak öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır? hükmündedir. Alevilerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinden muaf tutulması isteği azınlıkların muaf tutulması gibi algılanarak ?Türk Vatandaşlığı din mezhep yada etnik kimlik üzerine kurulmamıştır. Bu tür ifşa ve beyanların mahzurlarına dikkat çekilmiştir? deniliyor. Burada bir paradoks oluşmuştur, muafiyet ya da seçmeli ders azınlık olmayı çağrıştırır bunun için uygun değildir anlamı pekiştirilmiştir. Sünni İslam anlayışına aynı algılamayla neden bakılmıyor?. Raporda ?Bazı örgütler Aleviliğin ders olarak okutulmasını ön görürken bir kısmı ise Alevi inancının da müfredatta yer almasını istemektedir? denilmektedir. 20 Mart 1950 tarihli İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri korunmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesini 18 Mayıs 1954?te onayladı. Sözleşme 1 Kasım 1998?de son şeklini aldı. Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü başlığı altında ?Herkes ifade özgürlüğüne sahiptir? ifadesi yer almaktadır. Eğitim hakkında ise: ?hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz, devlet eğitim ve öğretim alanlarında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlamak haklarına saygı gösterir. Avrupa Komisyonunun her yıl yayımlanan Türkiye İlerleme Raporunda Alevilerin DKAB derslerinden muaf tutulması hatırlatılmaktadır. AİHM (Hasan ve Eylem Zengin Davası) Veli Hasan Zengin?in Türkiye?deki DKAB dersinin tarafsız, eleştirel ve çoğulcu bir şekilde işlenmediğini belirten başvurusu 9 Ekim 2007?de karara bağlandı. Kararda ?Türk eğitim sisteminde din dersleriyle ilgili tarafsızlık ve çoğulculuk koşullarının yerine getirilmemesi ve ebeveynlerin inançlarına saygı gösterilmesini sağlayacak uygun bir yöntem sunulmaması nedeniyle, sistemin yetersiz olmasından ötürü AİH Sözleşmesinin ihlal edildiğinin gözlendiği ifade edilmiştir. Danıştay?ın 29 Şubat 2008 tarihinde aldığı kararda ise: Uygulamadaki dersin içerik olarak DKAB öğretimi olarak kabul edilemeyeceğini, Din eğitiminin ise kişinin kendi isteğine yada küçüklerin velisinin talebine bağlı olacağını, Çoğulcu olmadığını ?Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin bu içeriği ile zorunlu tutulmasında hukuka uyarlılık bulunmamaktadır? demesine rağmen; Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri zorunlu olarak kalmalı. Müfredatın hazırlanmasında herhangi bir inanç grubunun düşünce ve çıkarlarına doğrudan atıfta bulunmayan belli bir özen ve dikkatle ısrarcı olmak gerekir? dedi.
Muhabir: Yazar Silinmiş