Evlilik birliğinin yalnızca eşler arasında kurulan özel bir hukuki birlik olduğunu vurgulayan İmamoğlu, aile bireylerinin bu birliğe müdahalesinin ciddi hukuki sonuçlar doğurabildiğine dikkat çekti. Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda ailelerin evliliğe müdahalesinin bazı durumlarda doğrudan boşanma sebebi sayıldığını ifade etti.
İmamoğlu, Yargıtay’ın emsal kararlarında; kayınvalide, kayınpeder veya diğer aile bireylerinin eşlere yönelik hakaret, baskı, aşağılama ve evlilik düzenini bozacak davranışlarının, evlilik birliğinin temelden sarsılması kapsamında değerlendirildiğini belirtti. Bu tür müdahalelerin, boşanma davalarında kusur unsuru olarak ele alındığını söyledi.
Aile baskısı karşısında eşini yalnız bırakan ya da ailesiyle birlikte yaşamaya zorlayan eşin de hukuki sorumlulukla karşı karşıya kalabileceğini dile getiren İmamoğlu, “Yargıtay’ın istikrarlı uygulamalarına göre, eşin ailesi karşısında diğer eşi desteklememesi ya da sessiz kalması, evlilik birliğinin temelden sarsılması gerekçesiyle boşanma davasına konu olabiliyor” dedi.
Sessiz kalan veya aile müdahalesini destekleyen eşin, boşanma davası sonucunda maddi-manevi tazminat ya da yoksulluk nafakası ödemeye mahkûm edilebildiğini ifade eden İmamoğlu, bu durumun bazı davalarda ağır kusur olarak değerlendirilebildiğini kaydetti.
Son olarak evlilik birliğinin korunmasının eşlerin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Yargıtay kararları, eşlerin aile ilişkilerinde evlilik birliğini zedeleyen davranışlara karşı aktif bir tutum sergilemesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Eşler bu sorumluluğu yerine getirdiği sürece ciddi hukuki sorunlarla karşılaşmaz” ifadelerini kullandı.

Next





