Sağlık çalışanlarına "Hastane Afet ve Acil Durum Planlaması” eğitimi verildi Sağlık çalışanlarına "Hastane Afet ve Acil Durum Planlaması” eğitimi verildi

İnsülin, pankreasın beta hücreleri tarafından salgılanır ve vücutta enerji dengesini kontrol eden en önemli hormondur. Görevi kanın içindeki şekerin hücre içine girmesini sağlamaktır. Bu sayede şeker yanarak enerjiye dönüşür. Pankreas, midenin arkasında karın içine yerleşmiş bir organdır. Gıdaların sindirim ve kullanımında büyük rol alır. Vücut için önemli hormonlar üretir. Bunların başında İnsülin gelmektedir. Ürettiği insülin hormonunu dolaşıma yollayarak kanın içindeki şekerin hücre içine girişini sağlamaktadır. Bu sayede kanda şeker birikimi olmadan hücrelerin bu şekeri kullanmasını sağlamaktadır. Diyabetli bireylerde bu denge bozulmuştur. Vücudumuz enerji kaynağı olarak yağ ve proteinlerin yanısıra karbonhidrat adını verdiğimiz şeker ve nişasta içeren besinleri kullanır. Bu besinlerin kullanımı için pankreasın ürettiği insülin hormonuna ihtiyaç vardır. İnsülin yetersizliğinde besinlerle aldığımız şeker (glukoz) hücre içine giremez. Şekerin hücre içine girmesi için mutlaka insülin hormonuna ihtiyaç vardır. İnsülin adeta hücrenin kapısını, şekere açan bir anahtar görevini yapar. İşte bu anahtar yokluğunda şeker hücre içine girip, enerjiye dönüşemez ve kanımızda yükselmeye başlar. Bu duruma DİYABET (Şeker Hastalığı) denir.

ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) BAZI TİPLERE AYRILIR

Tip1 Diyabet: İnsülin üretimi tamamen yok olmuştur ve vücut insülin üretememektedir. Genelde çocukluk çağında görülür. Tip 2 Diyabet: İnsülin üretimi kısmi azalmıştır fakat insülin görevini yapmadığı için hap ya da insüline ihtiyaç duymaktadır. Erişkin diyabeti olarakta bilinen tip 2 diyabet son yıllarda genç ve çocuklarda da gözlenmeye başlanmıştır. Tip 2 diyabet için en büyük risk şişmanlıktır. Kan şekeri düzeyi genellikle miligram/desilitre (mg/dl) cinsinden ifade edilir. Sabah açlıkta 100 mg/dl'nin, toklukta veya şeker yükleme testinde 140 mg/dl'nin altında olması normaldir. Açlık kan şekerinin 126mg/dl, tokluk kan şekerinin 200 mg/dl üzeri olması durumunda diyabet tanısı konulur.

ÇOCUKLARDA ŞEKER HASTALIĞI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Diyabet hastalığının tedavisinde insülin, beslenme planı ve egzersiz yer almaktadır. İnsülin: Tip 1 diyabet ömür boyu devam eden kronik bir hastalıktır. Vücutta pankreastan üretilemeyen insülinin deri altına enjeksiyon yoluyla verilerek tedavi edilir. Böylece insülin ihtiyacı karşılanır ve bu çocuklar normale yakın bir yaşam sürdürebilirler. Tip 1 diyabet tedavisinde insülin kullanmanın yanı sıra, beslenmenin düzenlenmesi ve düzenli egzersiz de büyük önem taşımaktadır. İnsülin enjeksiyonu (iğnesi) diyabetlinin insülin ihtiyacına göre değişmekle birlikte genelde günde dört kez yapılır. Her çocuk için kullanılması gereken insülin şeması doktoru tarafından düzenlenmelidir. İnsülin kullanan diyabetlilerde günün belli zamanlarında kan şekeri ölçümü yapılarak izlenmesi gereklidir. Bu konuda aile ve çocuk diyabet ekibi tarafından eğitilir. Beslenme: Günlük beslenme planı da kişiden kişiye değişmekle birlikte çocuklarda üç ana üç ara öğün şeklinde düzenlenmektedir. Beslenme planı, diyabet hastalığının tedavisi ve kontrolünde büyük önem taşımaktadır. Beslenme planına uyamayan çocuklarda kan şekeri düşüklüğü ya da fazla tüketilmesinde ise kan şekerinin yükselmesi söz konusu olacaktır. Bu nedenle çocukların okulda/sınıfta öğün almasını desteklemesi ve kontrol edilmesi çok önemlidir. Egzersiz: Diyabet hastalığının tedavisinde insülin, sağlıklı beslenme programı ve egzersiz bir bütün olarak ele alınmalıdır. Egzersiz yapılabilmesi için kan şekerinin çok düşük yada çok yüksek olmaması gerekmektedir. Egzersiz konusunda çocuğun desteklenmesi bir yandan diyabetin tedavisine yarar sağlarken diğer yandan da çocuğun sağlıklı akranlarından uzaklaştırılmaması sağlanacak, çocuk kendini daha iyi hissedecektir.

ÇOCUKLARDA ŞEKER HASTALIĞININ NEDENLERİ NELERDİR? ŞEKER HASTALIĞI ÖNLENEBİLİR Mİ?

Tip 1 Diyabet pankreasta beta hücreleri denilen ve insülin üreten hücrelerin kişinin bağışıklık sistemi tarafından yıkılması ile oluşur. Bu durum otoimmün cevap olarak adlandırılır ve nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Otoimmün terimi, doğal bağışıklık sisteminin insanın kendi hücrelerine saldırması anlamına gelir. Genetik bazı bozukluklar nedeniyle bağışıklık sistemi sorunlu olan kişilerde enfeksiyonlar, toksinler, bazı besinler, stres gibi çeşitli çevresel faktörlerin etkisiyle otoimmün hastalık başlar. Otoimmün hastalığı olanların bağışıklık sistemi, vücuda yabancı mikroorganizmalar/moleküllerin yanısıra kendi hücrelerini de yok etmekte, bir bakıma "dostu düşmanı ayıramamakta"dır. Bağışıklık sistemi hücreleri yanlışlıkla pankreasa yönelirse tip 1 diyabet, başka organlara yönelirse bunlarla ilgili değişik hastalıklar ortaya çıkar. Ülkemizde her yıl 100.000 çocuktan 10 kadarının tip 1 diyabete yakalandığı tahmin edilmektedir.

OKULDA ŞEKER HASTALIĞI OLAN ÇOCUKLARDA SORUNLAR VE ÖNLEMLER

Şeker hastalığı aynı zamanda sosyal bir hastalık olup, çocuğun yaşadığı çevrelerin de (aile, okul, dersane vs.) olaya dahil edilmesi gerekmektedir. Çocuklar günün önemli bir kısmını okulda geçirmektedirler. Hastalığın bilinmemesi başlangıçta aile ve okulda kaygı düzeyini artırmaktadır. Bununla birlikte diyabetli çocukların olduğu okullarda eğitimçilere verilecek bilgiler mevcut kaygı düzeyini azaltacaktır. Bunun için bazı noktaların bilinmesi ve düzenlenmesi yeterlidir: 1. Okulda yapılması gereken insülin enjeksiyonu, kan şekeri ölçümü ve beslenme öğünlerinde kolaylık sağlanması 2. "Hipoglisemi" adı da verilen şeker düşüklüğü durumunun tanınması ve tedavi edilmesi 3. Enfeksiyon hastalıkları ve düzenli diyabet kontrolleri nedeni ile öğrencinin okul devamsızlıkları konusunda anlayışlı olunması 4. Şeker hastası çocuğun bir sorun kaynağı gibi görülerek ondan çekinilmemesi, okula kayıt olmasından derslere devamına, beden eğitimi derslerine katılmasından arkadaşlarıyla sosyal iletişimine kadar tüm etkinliklerinin olabildiğince normal olması için desteklenmesi gereklidir.