Yemeğin tarihsel, kültürel ve ritüel yönleriyle ele alındığı “Keşkek” kitabı, gastronomi için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.
Kapadokya Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ezgi Demir Özer, Kapadokya Üniversitesi Yayınevi tarafından yayımlanan “Keşkek” kitabına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kapadokya Üniversitesi’nin bölgesel gastronomi mirasına önem verdiğini belirten Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ezgi Demir Özer, kitabın ortaya çıkış sürecine ilişkin, “Keşkek kitabı aslında editörümüz Gonca Tokuz’un hayaliydi. Biz bu hayali üniversite olarak sahiplenip gerçekleştirme vazifesini üstlendik. Gastronomi mirasımıza sahip çıkma hevesiyle kitabımızın yazım sürecini başlattık.” dedi.
Keşkeğin yalnızca bir yemek olarak ele alınamayacağını vurgulayan Özer, “Günümüzde bütün yemek kitaplarına baktığımızda sadece reçetelerden ibaret olduğunu görüyoruz ama onun bir hikayesine ulaşamıyoruz ya da gerçekten önemini gösteren bulguları elde edemiyoruz.” diye konuştu.
Özer, “Keşkek zaten bir ritüel yemeğiydi ve bunları büyüklerden dinlediğimizde de reçeteden ibaret olmadığını fark ettik. Hem isminin gelişinden antropolojik konumundan, tarihsel özelliklerine kadar sadece reçete olarak ele almanın çok zayıf kalacağını düşündük.” ifadelerini kullanarak, “Birlik beraberlik yemeği ve hikayesi olan bir yemek. Çok daha fazlasıyla sunulması gerektiği için bu şekilde ifade etmek istedik.” değerlendirmesinde bulundu.

KİTAP, 7 BÖLGE, 81 İLDEN KATILIMCININ GÖRÜŞÜYLE HAZIRLANDI
Kitabın hazırlanma sürecinin yazım aşamasıyla 1 buçuk-2 yıl kadar sürdüğünü ancak çalışmanın geçmişinin daha eskiye dayandığını ifade eden Özer, “Geçmişi çok daha öncesinde yani 15-20 yıldan daha fazla.” şeklinde konuştu.
Araştırma sürecinin geniş katılımla yürütüldüğünü belirten Özer, “7 bölge, 81 ilden katılımcıların görüşüyle bu süreç gerçekleşti.” bilgisini paylaştı.
“KEŞKEK HALKA MAL OLMUŞ BİR YEMEK”
Yerel halkın katkısına dikkati çeken Özer, “Keşkek halka mal olmuş bir yemek olduğu için muhakkak yerel halktan destek alınması gerekiyor.” dedi.
Saha çalışmalarında önemli deneyimler elde ettiklerini belirten Özer, “Her görüşmede yemeklerin yapımına bile eşlik edebilecek deneyimleri bize de yaşattılar.” ifadelerini kullandı.
Keşkeğin diğer yemeklerden ayrılan yönlerine değinen Özer, “Şöyle baktığınızda malzemelerini sayacak olursak hem bölgesel farklılıklar var hem de çok az malzemeyle yapılıyor. İnsan çok basit bir yemek gibi görebiliyor ama öyle değil.” diye konuştu.
Bir kişinin keşkeği yapmasının çok mümkün olmadığını bu yüzden kolektiflik ve birlikteliği gösteren bir yemek olduğunu söyleyerek toplumsal yönüne dikkat çeken Özer, “Mahallede birinin düğünü varsa ya da cenazesi varsa tek başına bu yemeği yapamaz ve ona destek olmak için herkes keşkek kazanının başına gelir ve kazanı karıştırır.” sözleriyle yemeğin paylaşım kültüründeki yerini anlattı.

KEŞKEĞİN UNESCO LİSTESİ’NE GİRMESİ ULUSLARARASI TANINIRLIK SAĞLIYOR
Keşkeğin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miraslar Listesi’ne alınmasının önemine değinen Özer, Bunun uluslararası alanda önemli bir katkı sağladığını belirterek, “Birleşmiş Milletler’in listesinde var olmak, yabancı misafirlerimizin, yabancı toplumların bizim yemeğimizi tanıma fırsatını sağlıyor.” dedi.
Genç nesillerin geleneksel yemeklere ilgisinin arttığını kaydeden Özer, “Küreselleşen mutfak, hep aynı yiyecekler artık insanlara sıradan gelmeye başlıyor. Farklı yemekleri tatmak, öğrenmek bir kültürü tanımak çok önemli hale geliyor. Özgünlüğünü bozmadan bu yemekler gençler tarafından çok güzel yorumlanabiliyor.” ifadelerini kullandı.
“GASTRONOMİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN KAYNAK NİTELİĞİNDE”
Kitabın gastronomi öğrencileri açısından önemini de aktaran Özer, “Kitap, gastronomi öğrencileri için güzel bir kaynak niteliğinde. Yemekte uygulama yapmak isterlerse farklı bölgelerin keşkek türlerini deneyebilirler. Olayın sadece mutfakta bitirmek değildir, olaya bütüncül bir bakış açısıyla, tüm detaylarıyla bakmasıdır.” dedi.
Kapadokya Bölgesinin gastronomi potansiyeline dikkat çeken Özer, şöyle konuştu: “Bu bölgede aslında sadece keşkek değil, çok fazla gastronomi değerimiz var. Bunların gün yüzüne çıkması gerekiyor. Bölgemizde keşkek türü aslında çok mevcut değil ama bunun gibi keşkeğe benzer çok fazla başka ürünlerimiz var. Belki mutfaklarda, restoran menülerinde yer alırsa insanların daha çok ilgisini çekeceğini düşünüyorum.”
Büyük bir emekle hazırlanan “Keşkek” kitabının içeriğine ulaşmak için TIKLAYINIZ…
Kapadokya Üniversitesi Yayınlarının bütün kitaplarına ulaşmak için TIKLAYINIZ…
Next




