Nevşehir Temsilcisi Harun Öcal, “Ücrette dengesizlik, gelirde adaletsizlik artık gizlenemez noktaya geldi” diyerek hükümete mesaj verdi.

Memur-Sen Nevşehir Temsilcisi Harun Öcal yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Kamu İşvereni ve hakem ; 7. ve 8. Dönem Toplu Sözleşmelerde memurlara reva gördüğü zam rakamlarıyla memuru enflasyona ezdirmiştir. Aynı zamanda kamu personeli arasındaki ücret dengesini de tamamen bozmuştur. Aynı ücret çarpıklığı 2023 yılında da yaşandı. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımız, o dönemde bu çarpıklığı gördü ve gereğini yaptı. En düşük memur maaşını en düşük işçi maaşının üzerine çıkardı.

Ahmet Belada Nevşehir’de Endülüs’ü anlattı
Ahmet Belada Nevşehir’de Endülüs’ü anlattı
İçeriği Görüntüle

Şimdi sistem tekrar alt-üst oldu, emeğimiz, memuriyet için okuduğumuz okullar, girdiğimiz sınavlar, döktüğümüz akıl teri yok sayıldı. Kamuda iş barışı ve huzurumuz bozuldu, memurlar olarak şevkimiz kırıldı.

Aynı odada birlikte çalıştığımız, farklı statüde olan mesai arkadaşlarımızla aramızdaki uçurumu kapatmak yerine, Maliye Bakanlığı, Kamu İşvereni ve “Kamu İşveren Hakem Heyeti” gösterdikleri tutum ve verdikleri kararla adaletsizliği derinleştirmeyi tercih ettiler.

Ücretlerdeki dengesizlik ve gelirdeki adaletsizlik artık görmezden gelinemez bir noktaya geldi. Gelir vergisinin %15 te sabitlenmesini istiyoruz. Bu aşamadan sonra kamuda yaşanan huzursuzluğu artık kimse “görmedim, duymadım, bilmiyorum” diyemez. Bu çarpıklık derhal ve kalıcı olarak düzeltilmeli, kamuda iş barışı ve huzuru yeniden tesis edilmelidir. Bu yap-boz sisteminden artık vazgeçilmeli, 2 yılda bir sistemi bozan anlayıştan dönülmelidir.

Biz Memur-Sen olarak; “Kamudaki bu çarpıklık, bölük parça düzenlemelerle değil ancak bütüncül bir düzenlemeyle mümkündür,” diyoruz. “Belirli kesimleri kapsayan, kamu görevlilerinin bütününün sesini duymayan ve beklentisini karşılamayan sığ düzenlemeler ancak çarpıklığı derinleştirmekte ve hoşnutsuzluğu büyütmektedir. “Memuru ezerek enflasyonla mücadele yürütülemez,” diyoruz. Sebebi olmadığımız, enflasyonun faturasını sabit gelirliler olarak, bizlere çıkarılmasını asla kabul etmiyoruz.

Maliye Bakanlığı bu adaletsiz anlayıştan, bu çarpık yöntemden vazgeçmelidir. Adil paylaşım anlayışıyla hareket edilmeli, emeğin hakkı gerçek olarak verilmelidir. Bunun için hem Kamu Personel sisteminde, hem de sendika yasasında köklü değişiklikler ve reformlar yapılmalıdır.

Ülkemizde birçok alanda reform yapıldığı halde, Kamu personel sisteminde günü kurtarmaya yönelik çabalar, Sistemi daha da içinden çıkılamaz hale getirmekten başka bir işe yaramadığı görülmelidir. Memur-Sen olarak artık ülkemizin gücünü yansıtan, Türkiye Yüzyılına yakışır bir personel reformu istiyoruz.

Kariyer basamaklarının düzeltildiği, ücret skalasının görev, unvan, sorumluluk merkezli yapılandırıldığı, farklı statüler arasındaki ücret dengesizliğinin giderildiği, görev aylığıyla emekli aylığı arasındaki uçurumun kapatıldığı bir kamu personel reformu “ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN” diyoruz. Artık bahaneleri değil gerçekleri konuşmak istiyoruz. Hükümetten personel sisteminde reform yapmasını, bu yılın memurlar yılı olmasını bekliyoruz.

4688 sayılı Kanun 8. Dönem Toplu Sözleşme ile artık ömrünü tamamlamıştır. 4688 sayılı sendika yasası topyekûn değiştirilmelidir. Bizler kamu görevlileri olarak, mali ve sosyal haklarımızı belirlemeye çalışan mevcut toplu sözleşme sistemi ve Hakem Kuruluyla ‘BURAYA KADAR’ diyoruz. Sadece maliye politikalarının belirleyici olduğu, bir toplu sözleşme masası istemiyoruz. Piyasa gerçeğini sorgulamaya bile cesareti olmayan Hakem Kuruluyla geleceğimizin karartılmasını istemiyoruz.

4 milyondan fazla kamu görevlisinin, 2,5 milyondan fazla memur emeklisinin mali ve sosyal hakları, toplamda 1 aylık kısa bir süreye sıkıştırılıp oldubittiye getirilmesini istemiyoruz. Bu yüzden 7. Dönem Toplu Sözleşme ’de hüküm altına alınan “yasanın yeniden düzenlenmesi için gerekli çalışmaların yapılması” kararının uygulanmasını istiyoruz.

Örgütlenme özgürlüğünden grev hakkına, dayanışma aidatından toplu sözleşme sistemine, hakem kurulundan sendikal güvencelere değin yepyeni bir sendika yasası için herkes elini taşın altına koymalıdır. Bu noktada kamu görevlilerinin sesi duyulmalı, beklentisi görülmeli, gereği yapılmalıdır.

Altına imza attığımız ILO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası sözleşmelerin gerektirdiği düzenlemeler iç hukukumuzda daha fazla gecikmeksizin gerçekleştirilmeli, Adil bir pazarlık zeminine kavuşmak için evrensel sendikal hak ve özgürlükler benimsenmeli, ILO normlarında bir sendika yasası artık gecikmeksizin hayata geçirilmelidir.

Malumunuz olduğu üzere; 7. Dönem toplu sözleşmede beklenen enflasyon bile memura layık görülmemişti. 8. Dönem Toplu Sözleşmede ise kayıplarımızın tazmin edilmesini beklerken; işveren tarafı adaletsizlikte ısrar etti, hakem de bu adaletsizliği toplu sözleşme hükmü haline getirdi.

Biz kamu görevlileri olarak, 81 ilde meydanlardan hükümete sesleniyoruz. Bu gidişata dur demenin, bu hatadan dönmenin, bu çarpıklığı düzeltmenin, gelirde adaleti sağlamanın sorumluluğu omuzlarınızda ağır bir yüktür. Aksi takdirde, bu çarpıklıkla geçen her gün kamu görevlileri için eziyet, kamu hizmet kalitesi için verimsizlik demek olacaktır. Ücretlerde dengesizliğin bitirilmesi, kamudaki huzurun sağlanması ancak emekliliğe yansıyacak şekilde bir Refah Payı verilmesiyle mümkün olacaktır. Bunun ötelenmesi sadece zaman kaybı değil, telafisi imkânsız sorunlara yol açacaktır.

Biz kamu görevlileri olarak, İmtiyaz değil, alın terimizin hakkını istiyoruz. Ayrıcalık değil, kamuda adalet istiyoruz. İşyerlerinde huzur istiyoruz, çalışma barışı geri gelsin istiyoruz.

Biz hakkımızdan gayrısını istemiyoruz; memuru işçisi, kamuda çalışanı ile herkesin hakkını tastamam almasını istiyoruz. Yaşasın Hak, Yaşasın Emek, Yaşasın Adalet, Yaşasın Mücadelemiz…”

Whatsapp Image 2026 01 15 At 12.59.24Whatsapp Image 2026 01 15 At 12.59.24 (2)Whatsapp Image 2026 01 15 At 12.59.24 (3)

Muhabir: ÖZLEM EKİCİ