Nevşehir’in kent hafızasında öyle bir yer var ki, ismi duyulduğunda insanın zihninde hemen ahlaki bir duruş ve toplumsal bir terazi canlanıyor: Haramyemez Sokak. Bu sokak, sadece bir geçiş güzergâhı değil, şehrin karakterini yansıtan bir semboldür. Rivayet odur ki; bu sokakta yaşayan insanlar, harama el uzatmayan, dürüstlükleri ve tok gözlülükleriyle tanınan ailelerdi. Komşusunun hakkını kendi hakkından üstün tutan bu insanların sokağı, zamanla bir erdem abidesine dönüştü.

Kent belleği dediğimiz şey tam olarak budur; bir sokağa verilen isim, o sokaktaki insanların yaşam biçimiyle özdeşleşir. Haramyemez Sokak, bugün her ne kadar kentsel dönüşümle fiziksel olarak değişmiş olsa da, Nevşehirlilerin zihninde dürüstlüğün ve helal kazancın mekânsal karşılığı olarak kalmaya devam ediyor. Bu sokaktan geçmek, aslında şehrin etik kodları arasında sessiz bir yürüyüşe çıkmak gibidir.

Mekânlar Hatırlatır, Sokaklar Yaşatır

Screenshot 8-1

Şehir planlamacıları ne derse desin, bir şehri ayakta tutan şey betonun kalitesi değil, o sokaklarda biriken kolektif yaşanmışlıklardır. Mekânlar hatırlatır, sokaklar ise yaşatır. Nevşehir’in eski mahallelerinde yürürken, taş duvarların arasından yükselen çocuk seslerini, akşamüstü kapı önlerinde yapılan demli çay sohbetlerini ve fırından yeni çıkmış ekmeğin o davetkar kokusunu duyumsayabilirsiniz.

Örneğin, bugün pek çok kişinin navigasyon cihazlarında aradığı ancak ruhunu sadece eskilerin bildiği Yaprak Sokak gibi yerler, aslında kentin kılcal damarlarıdır. Sokaklar, toplumsal hafızanın en taze kaldığı yerlerdir. Bir bina yıkılabilir, bir cephe değişebilir ancak o sokağın ismi ve orada anlatılan hikâyeler, kuşaktan kuşağa aktarılarak şehrin ruhunu canlı tutar. Nevşehir’in o dik yokuşlu yolları, aslında geçmiş ile gelecek arasında kurulmuş görünmez köprülerdir.

Camicedit Mahallesi: Nevşehir’in Hafızası

Nevşehir’in hafıza merkezi neresidir diye soracak olursanız, pek çok kişinin cevabı şüphesiz Camicedit Mahallesi olacaktır. Damat İbrahim Paşa Külliyesi’nin gölgesinde şekillenen bu mahalle, şehrin adeta embriyo halidir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, oradan günümüze kadar Nevşehir’in tüm dönüşümüne, sancılarına ve neşesine tanıklık etmiştir. Camicedit Mahallesi Nevşehir dendiğinde akla gelen o vakur duruş, aslında kentin kökleridir.

Camicedit, sadece tarihi yapılarıyla değil, o yapıların etrafında şekillenen komşuluk kültürüyle de eşsizdir. Eski taş evlerin cumbalarından sokağa sarkan sardunyalar, mahallenin dar yollarında yankılanan ayak sesleri, Nevşehir’in gerçek kimliğini oluşturur. Burası, şehrin sadece fiziksel değil, ruhsal hafızasının da korunduğu bir kaledir. Eğer bu mahallenin ruhunu kaybedersek, Nevşehir’in hikayesini anlatacak kelimelerimiz de azalır.

Kapadokya halıları: Asırlık bir kültürün hikayesi
Kapadokya halıları: Asırlık bir kültürün hikayesi
İçeriği Görüntüle

Sadece Adı Kalan Sokaklar…

Screenshot 9

Ancak şehirler de insanlar gibi değişir, büyür ve bazen maalesef unutur. Bugün Nevşehir’in pek çok köşesinde, modernleşmenin kurbanı olmuş, sadece tabelalarda adı kalan sokaklar görüyoruz. Eskinin o sıcak, herkesin birbirini tanıdığı mahalle kültürü, yerini yüksek duvarlara ve anonim apartman dairelerine bıraktıkça, kent hafızası da zayıflıyor.

Haramyemez Sokak veya Yaprak Sokak gibi özel isimler, bazen sadece eski tapu kayıtlarında ya da yaşlıların hatıralarında kendine yer bulabiliyor. Oysa bir sokağın adını unutmak veya o ismi sadece bir koordinata indirgemek, o şehrin bir parça ruhunu kaybetmesi demektir. Bu makale, sadece birer isimden ibaret sanılan o sokakların aslında Nevşehir’in özü olduğunu hatırlatmak için kaleme alındı. Şehrimizi sadece yeni binalarıyla değil, o tabelaların ardındaki derin hikâyelerle sevmek ve korumak, gelecek nesillere bırakacağımız en büyük mirastır.

Muhabir: ÖZLEM EKİCİ