TİYATRO AŞKI

Aşk !

Kaç duygu, kaç tanımı bağrında taşır. Ya da şöyle izah etmeliyim.  Aşk, genellikle iki kişi arasında oluşan sevgiden çok bir başka duyguyla tanımlanırsa;

Sizce, bizce aşk bağ mıdır?

Ruh bedenle var olduğundan yana insanoğlu hep bir arayış içinde. Ama hep eksik hep yarım.

Ses,mimik ve jestler ile duygu senfonisi…

Evet, evet…

İnsanın var olmaya başladığı ilk çağ dönemine dayanan ve henüz konuşmasını dahi bilmeyen insanlar, kendilerini anlatabilmek için çıkardıkları seslerle, duygu ve düşüncelerini aktarmak amacıyla kullandıkları beden dilleri, jest ve mimikleriyle kendilerini keşfederken hayatta var olma amaçlarının yanında başka benlikleri ile karşılaşmışlardır.

Ve evet, Tiyatro ! Bu benliğin ta kendisidir.

Nevşehir Belediyesi tarafından açılan Tiyatro Atölyesi’nde eğitimler son hızla devam ediyor. Belediye bünyesinde kurulan Şehir Tiyatrosu,halka sosyal bir faaliyet kapısı daha aralarken atölye çalışmalarına katılanlar ile  ilk oyun ‘Neye Niyet Kime Kısmet’ adlı iki perdelik komedi oyunu ile perdelerini açmış ve  ilk oyun büyük ilgi görmüştü. Nevşehir Kültür ve Sanat Merkezinde Tiyatro atölyesi yeniden ‘ZELZELE’ adlı çocuk oyunu ve ‘Eyvah Yine Karıştı’ adlı iki perdelik oyunlarına hazırlık çalışması içindeyken yaklaşık bir aydır Tiyatro eğitmeni Gökhan ERYILMAZ eşliğinde ve her biri birbirinden kıymetli oyuncularla bu serüvenin içinde olmak beni bambaşka bir deneyimle karşı karşıya bıraktı.

Tiyatro oyuncusu olmak tam anlamıyla bireylerin, benliğini bulma evresi. Bu mesleğin tarihini ve gelişimini ele alırsak;

Antik Yunan Tiyatrosu;

   Bilinen ilk tiyatro olmakla beraber ilk olarak dinsel törenlerin ayin simgelerinin oluşumudur. Tarihsel olarak ayrı bir öneme sahip olan tiyatro kendi örf ve adetleri içinde en eski teknikleri keşfetmiş Yunanistan’da gelenek haline gelmiştir. Böylelikle hem kuralları, hem yazarları hem de oyunları ile her dönem etkili olup, uyarlamalarıyla varlığını korumuştur. Antik Yunan Tiyatrosunda ayin gösterimi sırasında ses, maske ve oyunlarla önce tanrılara daha sonra hızlı bir gelişmeyle insanlara dönüşmüştür. Batı tiyatrosunun kökenleri Antik Yunan tiyatrosuna dayanır.

Roma Tiyatrosu ;

Yunan tiyatrosundan örnek alınmasıyla çıkmıştır. Eski Roma halkı en gaddar sistemleri ile de tanınırlar. Yaşamları içinde  tanrılar onuruna bayramlar, merasimler ve ayinler düzenlerdiler. Bu kutlamaların bir parçası olan tiyatro gösterimi ile  halk ikiye ayrılarak birbirlerine fikir beyan eder, şakalaşırlardı. Bu karşılıklı tuluat olarak yapılan konuşmalara müziğin de eklenmesiyle olay boyut değiştirerek, tiyatro tarihi ve gelişimi için önemli bir dönüm noktası olmuş oldu. Roma Tiyatrosunda çok çeşitli müsabakalar birbiri içinde özdeşti. At yarışları, vahşi hayvan terbiyecilerinin gösterileri, eski Roma’dakilere benzer gladyatör karşılaşmaları ve daha az kanlı karşılaşmalar... Kanlı karşılaşmalar demişken Tiyatro Tarihinin derinine inince Roma tiyatrosunda sahnede dövüşen iki adam. Ölümüne dövüşüyorlar. Hayır, gladyatör değil bunlar. Bu bir tiyatro oyunu, dövüşenler de oyuncular. Ama birinin ölmesi gerekiyor. Gerçekten ölecek. Gladyatör kavgalarına alışmış bir seyircinin taklit ölümlere katlanamadığını anlamış bir topluluktan bahsediyoruz. Tiyatro gerçekliğini gerçek kılacak düşüncesi ürkütücü ama yıllarca oynanmış ve birçok kişi can vermiştir. Burada ilgimi çeken şey o oyuncunun öleceğini bilmesi enteresan! Tiyatro için ölmek ve rolü belli… Bir ölüm çığlığı, bir insanın sahneyi kırmızıya boyayan kanı. Ayrıca o dönemde oluşturulmuş ve günümüzde de varlığını sürdüren önemli tiyatro akımlarına imza atıldığını okuyunca Roma Tiyatrosu biraz kanımı dondurdu diyebilirim.Ancak melodrama kökenin Roma Tiyatrosuna dayandırılmasını anlamak, tiyatro oyuncusu için anlaşılır bir olay.

Ortaçağ Tiyatrosu;

Tiyatroya önemin ciddi anlamda arttığı bir dönemdir. Ortaçağ’da pek çok devletin kurulması ve yaşanan dinsel kilise baskısı tiyatro tarihine çok iyi yön vermiştir..İnsanı, insan yapan yaratılış amacı ve yaşama amacı, insandaki gücü ile tiyatrodaki gücünü bağdaştırmıştır.Kilise baskısına karşılık sanatçılar kendilerini tiyatroyla anlatmaya çalışmıştır.Beden dilinin gösterimi daha abartılı bir teknikle ifade edilerek grotesk oyunculuğun temeli atılmıştır.Hatta o dönem devlet adamları tiyatronun gücünü keşfetmiş ve kilise; tiyatroyu halkı dine yakınlaştırmak için kullanmak istemiştir. Bu nedenle dini oyunlar sergilenmeye başlanmıştır. Daha sonra tiyatro, kilise yönetiminden çıkmaya başlamıştır. Yani rahiplerden oluşan oyuncular artık esnaf kişisi tarafından seçilip insanların oynanması tiyatronun gelişimine yön veren önemli adımlardan biri olmuştur. Soytarılar olarak ifade edilen saray methiyecisi oyuncular ve gezici tiyatrolar da bu dönemde ortaya çıktı. Günümüzde hala kullanılan birçok oyunculuk tekniğinin ortaya çıktığı bu dönem önemlidir.

Modern Tiyatro;

Zamanla gelişen tekniklerini, sınıflandırmalarını ve birçok temasını eski Yunan tiyatrosundan alarak Roma Tiyatrosu ve Ortaçağ tiyatrosundan da esinlenmiştir. Modern tiyatroya damgasını vuran önemli isimler bu dönemde ün yapmıştır. Konstantin Stanislavski’nin geliştirdiği ‘Metod Oyunculuk’  kuramını geliştirerek gerçekçi akıma yön vermiştir.

Günümüzdeki oyunculukta, modern tiyatro tekniklerini baz alarak yapılmaktadır. Modern tiyatro kendi içinde türlere ayrılır. Bunlar; trajedi, komedi, dram ve müzikli tiyatrodur. Bu üç tür hem klasik tiyatronun hem modern tiyatroda yer alır. Fakat modern tiyatro, klasik tiyatronun aksine oyuncuya yaratıcılığını katmak için daha fazla olanak tanır.

                Gelelim sorumuzun cevabına… O bağın derin manası içinde aşkı tiyatroda yaşamak inanılmaz bir şey. Her insan bir hikâyedir ve o hikâyede kimi kendini, kimileri de bir başkasını temsil eder.

Kendini temsil edenler şahsına münhasır hayatlarının yanında bir başkasını da temsil edip tiyatroya gönül vermek istiyorsa, aşkın tiyatrodaki bağına inanması yeterli bir adım.

Tiyatro bireylere farklı tekniklerle yaratıcılık katmıştır. Yani oyunculuk hem yaşanan hem yaşanılması mümkün olan olaylardan etkilenerek biçim değiştirmiş hem de tarihe yön vermiştir. Tarihte oyunculuk mesleğinin o günkü dönemin şartlarına göre değişime uğradığını da unutmayalım.

‘’Tiyatro; insanı, insana, insanla  anlatma sanatıdır. ‘’ Sloganı bütün sanatları kullanıp bunları uyumlu bir biçime dönüştüren tek sanat olduğunu kanıtlıyor. Tiyatro oyuncusu, bugün tek bir dalda yeterli kalmayıp insan yaşamını ilgilendiren her dalın içinde azar azar gelişmekle orantılı oluğunu bilmeli!

Benim nacizane tavsiyemse; Tiyatroyla bir aşk bağı kurun, kendinizi bulacaksınız. Ancak işin erbabı,  tiyatro ile aşk yaşayan ve yansıtanın dilinden size tavsiyeleri de unutmadım!

O halde oyuncu olmak istiyorsanız tavsiyemiz;

Gökhan ERYILMAZ Tiyatro Eğitmeni ;

Tiyatro bir anlamlandırma yeridir. Kendini neden sorusuna dayandırmalıdır. Sadece sahne alarak özgüven oluşturmak ya da kimsenin yapamadığını yapmak olgusu değildir. Bu da bakıldığında bir seçenektir ancak Tiyatro bambaşka bir sanattır. Çünkü bu işin felsefesi, hayatın anlam kazanmasıyla alakalıdır. Dış dünyayı içerde yani sahnede işleyen bir durumdur. Dış dünyada kullandığımız tüm duyguların, özellikle saklanmış olanların tam çözümlenebilme yeri sahnedir. Buda çalışmayla  azim ve aşkla olan şevkin atölyesidir.Atölyede çalışmalar bir oyunda ezber yapayım ve oyuncu oldum algısı ile gelişen  bir sığ düşünce değildir.Tiyatronun derinine inip düşünmek,çözümlemekle,hislere mercek tutup duygularda büyütmekle alakalıdır.Yani tamamıyla sosyolojik ve psikoloji meselesidir.Bunları bilen tiyatronun felsefesini bilir.Çünkü atölyede bir duygu nerde ve nasıl kullanılmasına yönelik eğitimlere tabi tutar. Ve tabi hikâye önemlidir. Tiyatrocu olmak isteyen bireylerin hikâyelerle arası iyi olmalıdır. Hikâyeler arası geçişi iyi bilmelidir. Her bir oyun aslında bir hayatın kesitidir. Bizde hayatın içindeki kesitleri tiyatroyla özdeşleştiriyoruz. Tiyatro Oyuncusu Olmak İstiyorsanız Yapmak İstediğiniz Mesleğin Tarihini ve Gelişimini Öğrenmek ve uygulamak için doğru eğitim almak olacaktır.

Tiyatro Oyuncusu Rabia ÖZCAN ;

Öncelikle oyunculuk demek her şey demek sadece oyunculukla kalmıyor. Bu iş ses, ışık yönetimi,kostümü, dekoru, oyun yazarlığı, yönetmenlik veya oyunculuk ne istediğimizi bilmekle orantılıdır ve iş buradan sonra başlıyor.Aşk ile bu iş kesinlikle yapın. Tiyatro tam anlamıyla aşk meselesidir. Sahnenin tozunu yutmak diye bir tabir vardır onu bir kere soluduğunuzda vazgeçilmeziniz oluyor ve en güzel yanı ise insanlara bir olayı sanatınız ile anlatmanızdır.Ayrıca gözlem yaparak insanların neler hissettiğini, neler yapacağını anlıyorsunuz.İnsani duyguları hissetmek çok güzel bir şey, oyuncu olacaklara tavsiyem kesinlikle önce aşık olun, hissedin ve vazgeçilmez yapın bu iş böyle ilerliyor,  sevgilerimle..

Tiyatro Oyuncusu Mehmet Eren ÇIRAK ;

Aslında bütününe baktığımızda oyunculuk sanatın kendisine eşittir. Edebiyattan dansa müzikten resime bütün sanat dallarını barındırır bünyesinde. Tabii oyunculuğun yani sanatçılığın iki önemli parametresi daha vardır: Kendini ifade edebilmek, gözlem yapabilmek... Gözlem yaparken hem kendini hem de diğer insanları kısacası hayatı anlayıp ifade edebilen insan sanatçılık yolunda ilk adımını atmış olur. Toparlayacak olursak, sanatçılık yoluna girmek isteyen birinin izleyeceği yollar sırasıyla zorlukları kabullenmek, kendini sanatçı olarak geliştirmek ve son iş olarak eğitim alabileceği bir kuruma başvurmak olmalıdır.

YORUM EKLE

banner146

banner145