Osmanzâde Hüseyin Vassaf, Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrâhim Paşa ve Mehmet Ali Paşa’nın damadı Sadrazam Yusuf Kâmil Paşa’nın hizmetinde bulundu. Annesi Fatma Emsal Hanım da Mehmet Ali Paşa’nın eşi Şem’i Nur Kadın’ın hizmetinde bulundu. Onun ölümünün ardından kızıyla İstanbul’a geldi.
Hüseyin Vassaf’ın ebeveyni Nevşehirli Hacı Osman Efendi ile Gürcü asıllı Fatma Emsal Hanım, Yusuf Kâmil Paşa’nın İstanbul’daki konağında hizmetçi olarak bulunuyorlardı. Kâmil Paşa’nın eşi Zeynep Hanım bunlar için önce Aksaray’da bir daire satın aldı. Ardından evlendirerek oraya yerleştirdi.
Hüseyin Vassaf, bu ailenin dört çocuğundan üçüncüsü olarak dünyaya geldi. Babası, Mısır ve İstanbul’da uzun yıllar hizmette bulundu.
Hüseyin Vassaf, 10 Muharrem 1872’de doğduğundan, babasının şeyhi Salih Efendi, Hz. Hüseyin’e izafeten ismini Hüseyin koydu.
Babası Osman Efendi, Sinaniyye tarikatına; annesi de Ziyaeddin Gümüşhânevî Hazretlerine müntesibeydi. Daha çocukluktan itibaren, büyük mürşit ve mürebbilerin bereketlendirdiği bir ortamda yetişti. Bu durumu şöyle izah ediyor: ‘Validem, Tarikat-ı Aliye-i Nakşibendiyye’den Gümüşhaneli Ahmed Ziyaeddin Efendi merhuma müntesibeydi. Pederimin naklettiğine göre. Validem, fakire (bana), “Abdestsiz süt vermediğini söylermiş.”
Hüseyin Vassaf’ın; Ali Nuri, Refia ve Mehmet Selahaddin adlarında üç kardeşi vardı. Bunlardan Refia ve Mehmet Selahaddin küçük yaşta vefat etmiş ve Merkez Efendi Kabristanı’na defnedilmiştir.
Tahsil hayatı; Vassaf, Kara Mehmet Camii’nde, Ayyokuşu İptidai Mektebinde, Mektebi Osmanî ve Aksaray Rüştiyesinde okudu. Mektebi Mülkiyeye devam etti ve oradan mezun oldu. İlim öğrenmeye olan ilgisinden dolayı, resmî eğitiminin dışında, birçok seçkin zevatın özel derslerine de devam etti.
8 yaşında annesini, 18 yaşında babasını kaybettiğinden, ailenin geçim sıkıntısı onun üzerine kaldı.
Genç Vassaf, hemen çalışmaya başladı. Muhtelif yerde çalışarak evin geçimini sağlamaya çalıştı. En son İhraç Gümrükleri Müdürlüğü ve Rüsumat Başmüdürlüğü görevini sürdürmekte iken 1922 yılında emekli oldu.
EVLİLİĞİ
22 Şubat 1893 tarihinde Sekbanbaşı Camii İmamı Hafız Mehmet Efendi’nin kızıyla evlenen Hüseyin Vassaf’ın bu evliliğinden, 3 erkek 1 kız çocukları dünyaya geldi. Büyük oğlu Osman Talat, Almanya ve İsviçre’deki tahsilini bitirdikten sonra elektrik mühendisi oldu. Diğer oğlu Ahmet Cevdet on sekiz aylık iken vefat etti. Diğerleri Mehmet Suat (Erler) ve Ayşe Mualla’dır.
Yaşamını, kışları Veznecilerdeki evinde, yazları Suadiye’deki yazlığında geçirirdi.
Maalesef Aksaray’daki evlerinde çıkan yangında, birçoğu elyazması olmak üzere kitaplarının birçoğu yanmış.
TARİKAT
Osmanlı Devleti, ulema ve meşayih grubunun yol göstericiliğinde varlığını devam ettirdi. Yer yer âlimlerle şeyhler birbirleriyle münakaşaya girmişlerse de nerede durması gerektiğini bilmişlerdir. Hatta devlet ricali, birini birisiyle kontrol etmiştir.
Bir tarikat mensubu olan babası Osman Efendi’nin de etkisiyle, genç yaşından itibaren ilim, irfan merkezlerine devam eden Hüseyin Vassaf, ilmî kariyerini sürdürürken diğer yandan, Şabaniyye tarikatının Bekriyye kolundan Muhammed Sultan Efendi’ye intisap etmiştir.
Hocasının irtihalinden sonra Edirne Gülşenî Dergâhı Şeyhi Şuayp Şerafeddin Efendi’ye mürit olan Hüseyin Vassaf, bilâhare Kasımpaşa’daki Uşşakî Şeyhi Hafız Mustafa Hilmi Efendi’den icazet almıştır. Hocası Hilmi Efendi’nin vefatı üzerine, 30 Haziran 1925 tarihinde Kasımpaşa’daki Uşşakî Dergâhı’nın şeyhliğine getirilmiştir.
Hal tercümesinden anlaşılacağı gibi Hüseyin Vassaf, seçkin devlet ricali ve ilim, irfanla iştigal eden bir ailede doğup büyümüş. Bu da onun, iyi bir eğitim almasının yanı sıra güzel bir terbiye ile yetişmesini sağlamış.
HAC YOLCULUĞU
Gemiyle gittiği Hac yolculuğu 02.01.1906’dan 12.04.1906’ya kadar sürmüş. Bu süre içerisinde uğradıkları şehirleri, şehirlerde gördüklerini, Mekke ve Medine’deki ziyaret yerlerini, ziyaret ettiği kişileri ve hatta çektiği fotoğraf ve çizimleriyle zenginleştirerek “Hatıra-ı Hicaziyye” (Hicaz Hatıratı) olarak kitaplaştırmıştır. Kitap çıktığı andan günümüze kadar bu alanda yazılmış en değerli kitaplardan birisi olarak kabul edilmektedir. Çok farklı yayınevleri tarafından tabedilen kitap, en son Kültür Bakanlığı Elyazmaları Başkanlı tarafından da bastırıldı. Gönül ehli birinin elinden çıkan bu kitap, okuyanları o kutsal mekânlara âşık etmektedir.
Hüseyin Vassaf, kutlu mekanlardan geldikten sonra önce Ankara’ya giderek Hacı Bayrâm-ı Velî’yi, Konya’ya giderek de Mevlânâ’yı ziyaret etmiştir. Bu ziyaretin ardından Mevlânâ’ya atfen şu gazeli yazmıştır;
Titriyor can u dilim Hazreti Mevlânâ’ya
Bu sebeple yanarım Hazreti Mevlânâ’ya
Severim can u gönülden o muazzam pîri
Arz-ı terkim ederim Hazreti Mevlânâ’ya
Konya’nın kubbe-i Hadrâsı göründükte hemân
Yandı dil naire-i Hazreti Mevlânâ’ya
Ne muallâ ne mutarrâ ne muhaffam ravza
Mest olur zâiri hep Hazreti Mevlânâ’ya
Geldi bir lerze-i aşk sabr u kararım gitti
Âşıkım neyleyeyim Hazreti Mevlânâ’ya
Ma’kes-i hüsn-i ezel oldu mübarek zatı
Mazhar-ı tam dediler Hazreti Mevlânâ’ya
Akıbeti aşk ile sürdü yüzünü Vassaf’ı
Hâk-i pak-i kadem-i Hazreti Mevlânâ’ya
EN BÜYÜK ESERİ “SEFÎNE-İ EVLİY”
Sultan II. Abdülhamid zamanında Dîvân-ı Hümâyun kalemi, Mühimme Odası görevlilerinden Mehmet Sami’nin 54 sahifeden oluşan “Esmar-ı Esrar” isimli kitabını Sahaflarda bulup almış, ilk etapta onu şerh etmeyi düşünmüş. Bu niyetle başladığı kitap çalışmasını büyük bir külliyata dönüştürdü.
Alanında tek olan bu kitabını 1900-1923 yılları arasında tamamladı. Hüseyin Vassaf tam ismi “Sefîne-i Evliyâ-yı Ebrâr Şerh-i Esmâr-ı Esrâr” olan beş ciltli bu eseri, umumi kütüphanelerde yapılan incelemelere, seyahat notlarına, müellif tarafından bizzat yerinde çekilen fotoğraflara, bazı tekkelerin planlarına, bazı tarikat malzemelerinin çizimlerine dayanması bakımından benzerleri arasında oldukça mühimdir. Özellikle 20. asrın ilk çeyreğinin tarikat kültürünü, müellif ve eserlerini anlatması bakımından diğerlerinden farklı bir kaynaktır.
Telifi için yirmi yıldan fazla emek verdiği kısa adıyla “Sefîne-i Evliyâ”, fevkalade önemlidir. Yazım öncesi, bilgi ve malzeme toplamak maksadıyla yurt içi ve yurt dışında birçok bölge ve ülkeyi dolaştı. Bu maksatla; Beyrut, Şam, Hama, Humus, Halep, Yafa, Kudüs, Mekke, Medine, Selanik, Üsküp ve Manastır’a yolculuk yaptı.
Ayrıca Ankara ve Konya’nın dışında, Marmara ve Ege bölgesinde gitmediği hemen hiçbir şehir kalmadı. Gezdiği yerlerde edindiği malumat ve elde ettiği belgelerin yanı sıra, mutasavvıflarla da görüşmeler yaptı. Onlardan bilgi, edep ve terbiye edindi.
Ayrıca tekke, zaviye ve türbelerde de incelemelerde bulundu. Oralardan elde ettiği bilgi ve belgelerlerle de kitabını zenginleştirdi.
İki bine yakın sufinin biyografisini ihtiva eden ölümsüz eseri Sefîne-i Evliyâ’yı 1925 yılında tamamladı. Eserin orijinali Süleymaniye Kütüphanesi Yazma Bağışlar Bölümünde (No: 2305-2309) bulunmaktadır.
Eser, daha müellif hayattayken basılması için matbaaya teslim edilmiş, ancak harf inkılabı sebebiyle gerçekleşmemiştir.
Yararlandığı kaynaklardan ancak 200 tanesinin ismi tespit edilebilmiştir. Bunun daha fazla olduğu sanılmaktadır.
1990’lı yıllarda bu eserin tercüme edilmesini rahmetli Prof. Dr. Muhammed Esad Coşan Hoca yapmıştır. Esad Hoca kitabın giriş kısmında tasavvufla ilgili:
“Tasavvuf, dinimizin özü ve gerçek anlamı; asıl gaye olan insan-ı kâmil olmanın yolu ve yöntemidir. Çünkü tasavvuf Kur’an ahlâkıdır… Tasavvuf bencillik değil, dîgerbînliktir, merhamettir, muhabbettir, hizmettir. Laf ebeliği ve söz kalabalığı değil, samimiyet, ihlâs ve hikmettir. Kalp temizliği, irfan yüceliği ve amel-i salih üreticiliğidir. Kîl ü kâl değil, güzel hâldir. Taşa karşı gül, zehre karşı panzehirdir. Gözlere nur, gönüllere sürurdur.”
Sefîne-i Evliyâ hakkında da:
“Bu kitap genel olarak tasavvuf tarihi, özellikle de Türkiye’mizin dinî ve millî kültürü bakımından çok önemli bir kaynak ve emsalsiz bir abide mahiyetindedir. Bu kitap tasavvuf konusunda yapılan ilmî araştırmalardan daima zikredilmekte ve kullanılmakta; fakat el yazmasının tek nüsha hâlinde bulunması, istifadenin yaygın olmasını engellemekte bulunuyordu. Neşri, çok faydalı bir hizmet olacaktır.”
Mütercimleri Prof. Dr. Mehmet Akkuş ve Prof. Dr. Ali Yılmaz’ın da;
“Bu eserde isimleri geçen, hayatları ve eserleri hakkında bilgi verilen, asırlar boyunca çeşitli mekânlarda her türlü imkânsızlıklar içinde irşat hizmetinde bulunmuş bil-umum ulemayı, rahmetle ve minnetle anıyoruz.” (Âmin)
İyi bir şair olan Hüseyin Vassaf’ın bir de Divan’ı mevcuttur.
Ömrü nimet bilerek dünyada
Halka hizmet idelem safvetle
Hâlik’i, halka edersek râzı
Nâmımız yâd olunur rahmetle
Zikr-i Hakk’tan bir nefes gâfil olan
Eyler imhayı hayatı yek-nefes
Zikri Hakk’tır ruhbe-i ömr-i beşer
Mâsivâya mürde-dil eyler heves
ESERLERİ
Yukarda da bahsettiğim gibi Hüseyin Vassaf, daha küçük yaştan itibaren ilme merakı olduğundan, birçok hocanın ve şeyhin rahle-i tedrisinden geçmiş, birçok seyahatlerde bulunmuş, bundan dolayı geniş bir kütüphaneye sahip olmuştur. Ancak Aksaray’daki evin yanması bu nadide eserlerin epeyce bir kısmı yanmış.
Kitaplarında beş yüz (500) cilt kitabı, Beyazıt’taki Umumi Kütüphane’ ye bağışlamıştır.
İlim tahsili, devlet hizmeti ve seyahatlerle dolu geçen Hüseyin Vassaf 57 senelik ömrünü, oldukça bereketli geçirmiştir. Bunun neticesi olarak da geride birçok eser bırakmıştır. Her biri ayrı bir değer olan eserlerinin bir kısmı basılmış, ancak büyük çoğunluğu müellifin kendi el yazısıyla olduğundan basılmayı beklemektedir.
Eserleri oğlu Mehmet Suat Erler tarafından Süleymaniye Kütüphanesine bağışlanmıştır. Bir kısmı da İstanbul/Çemberlitaş’taki Dönem Sokak’ta bulunan Karababa Tekkesindedir.
Birbirinden güzel 32 kitap yazmıştır.
DOSTLARI VE ÖLÜMÜ
Dönemin tanınmış birçok zevatıyla tanışmış, ayrıca onlarla hayli güzel dostluklar kurmuştur. Tâhirülmevlevî, İbnülemin Mahmud Kemal, Mehmet Ali Aynî bunlardan sadece birkaçı. Bazıları hakkında müstakil kitap da yazmıştır.
Hüseyin Vassaf, 21.10.1929 tarihinde İstanbul/Arnavutköy’deki evinde vefat etti. Vasiyeti gereği Rumelihisarı Mezarlığı’na defnedildi.
İlim, irfan ve irşat uğrunda çok güzel hizmetleri olan bu mümtaz şahsiyete Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyorum. Ahmet Belada
---------------------0------------------------------
KAYNAKLAR
1. Hüseyin Vassaf, Sefîne-i Evliyâ.
2. Hüseyin Vassaf, Bir Eski Zaman Efendisi İbnülemin Mahmud Kemal-KEMÂL’ÜL-KEMAL.
3. Hüseyin Vassaf, Hicaz Hatıratı.
4. Hüseyin Vassaf Hayatı-Eserleri ve Şiirlerinden Seçmeler, Cemal Kurnaz, Mustafa Tatcı, İsmail Kasap.
5. İslâm Ansiklopedisi TDV, c.19.
Next