Beş yıldır verdiğimiz büyük mücadelede maalesef hiç ummadığımız bir anda yenik düştük. Bu sıkıntılı dönemde makalelerime bir süre aralıklarla devam etmiştim. Öğle bir süreçti ki tek uğraşım eşim ve onun kaliteli zaman geçirebilmesi tekrar eski günlere dönmemizdi. Güzel bir yaz tatilinin ardından hiç ummadığımız bir şekilde kendimizi hastanede bulduk ve benim için artık ne zaman hafifleyeceğini bilemediğim bir YAS dönemi başlamış oldu.

Dile kolay 16 yaşımda lisede tanıştığım 20 yaşında fakülte üçüncü sınıftayken evlendiğim ailelerimizden uzak yıllarca baş başa geçen koskoca kırk altı yıl birden kocaman evin ve dünyanın içinde kendinizi yapayalnız hissediyorsunuz.

YAS nasıl bir şey biliyor musunuz ????

YAS çok büyük tarifi imkansız bir acı ve sanmıyorum geçecek bir acı da değil, sadece kabuk tutacağına inanmak istiyorum.

Bu duyguyu o kadar derin yaşıyorum ki kendi kendime soruyorum bu duygu ne tarifini bir türlü bulamıyorum.

Bu arada bu duyguyu yaşayıp nasıl normal hayata dönerim diye aynı benim gibi dibine kadar yaşayan insanları gözlemleye başladım.

Bugün bu makalemde YAS konusundan bahsetmemdeki amacım o kadar eminim ki benim gibi sevdiklerini yakınlarını kaybetmiş birçok insan var. Benim yaşadıklarım bana özel ama herkesin hissettiği acının da yoğunluk seviyesi kişiliğine göre farklıdır.

Eşim Muharrem çok iyi bir eş, iyi ve etik bir tıp doktoru, iyi bir büyükbaba ve dostluğa çok önem veren hümanist bir insandı.

O hayatınızda değer verdiğiniz yılları acısıyla tatlısıyla hüznüyle paylaştığınız beraber hayaller kurup planlar yaptığınız insan gittiğinizde sanki dipsiz bir kuyuya düşüyorsunuz. Hayatı paylaştığınız her yerde izi var çalışma odasına gidiyorsunuz gözlüğü, yarım kalan okuduğu kitabı bilgisayarı, mutfağa gidiyorsun bardağı sevdiği Kaşığı çatalı salona gidiyorsunuz plakları, piposu. Vestiyere gidiyorsunuz son giydiği ayakkabısı atkısı montu...

O düştüğümüz dipsiz kuyunun boşluğundan çıkabileceğinizi düşünürsünüz o boşluktan size göre çıkmak kolay gelir, çıkamazsınız ancak o boşluğun etrafını geride kalan sevdiklerinizle çocuklarınızla torunlarınızla çepeçevre sararak hayatla olan temasını yeniden düzenleyerek hayata devam edebilir. Bu acı çok büyük acı ama çözümü olmayan acı.

Artık siz eski siz değilsiniz ama bu acıyla da başa çıkmak zorunda olduğumuzu kavramak zorundayız.

YAS tutan insan yalnızlık hisseder, yaşanan acısını başkasına anlatamaz bunun tarifi yoktur anlatmaya çalışsa bile anlayamazlar.

YAS yaşamımızda hayatımızın içinden geçen ve yaşamamız gereken bir istasyondur sanki... Ömür boyu o dipsiz kuyudan çıktığımızı zannetsek de o acıyla o kuyuda hissedeceğiz kendimizi.

Nefes aldığımız ve sağlıklı olduğumuz sürelerde bu “Yas” duygusu belki de hepimizin yüzüne bir kamçı gibi zaman zaman çarpacaktır.

Sağlıkla, barışla en önemlisi de sevgiyle esen kalın...