Hayatın en zor sınavı, bir insanın darda kaldığında takındığı tavır ile feraha erdiğinde büründüğü hal arasındaki o uçurumdur. Bazı insanlar için samimiyet, sadece çözülmesi gereken bir sorunları olduğunda hatırladıkları geçici bir araçtır. İşler yolunda gitmezken kapınızı aşındıran, telefonunuzu susturmayan o kişiler, sorunları hallolup rahata erdiklerinde birden bire en büyük yabancınız oluverirler.
Özellikle bir Aile ve Evlilik Danışmanı olarak, insanların en mahrem sıkıntılarına, en büyük ailevi krizlerine ve çaresizliklerine şahitlik ediyorum. Uzmanlığımızı ortaya koyarken sadece profesyonel bir hizmet vermiyor, vaktimizi ve zihinsel emeğimizi de o insanların huzuru için harcıyoruz. Sorunlar dağ gibiyken, o yangın henüz sönmemişken karşılaştığımız o aşırı hürmet, o “Canım abim, sen ne dersen o” nidaları aslında o anki çaresizliğin bir dışavurumudur. Ancak ne hazindir ki, o düğümler bir bir çözülüp hayatları düzene girdiğinde, bir zamanlar “abi” dedikleri kişiye karşı sergilenen o nezaket, yerini derin bir sessizliğe ve nankörlüğe bırakır.
Selamı Kesmek Değil, Emeği Yok Saymak
Bu durum sadece basit bir unutkanlık ya da nezaketsizlik değildir. İş bittiğinde takınılan o “Tanıyamadım, kimdiniz” tavrı, aslında karşınızdaki insanın size ayırdığı o kıymetli zamanı ve emeği hiçe saymaktır. Birinin tecrübesinden, bilgisinden ve en zor anındaki desteğinden sonuna kadar faydalanıp, işiniz görüldükten sonra o kişiyi bir yabancı gibi kenara itmek, insanın kendi karakterinden verdiği bir tavizdir.
Kul Hakkının Sessiz Vebali
Burada asıl konuşulması gereken mesele şudur: Bunun adı kul hakkıdır. Kul hakkı denince akla sadece cepten çalınan para gelmemeli. Bir insanın yıllarını verdiği uzmanlığını, gecesini gündüzüne katıp size sunduğu rehberliği sömürüp, iş bitince bir teşekkürü dahi çok görmek manevi bir gasptır. Siz o emeğin üzerine bir bardak soğuk su içince o borcun kapandığını sanabilirsiniz; ancak nankörlükle yoğrulmuş her hak, sahibinin omuzlarında bir vebal olarak kalmaya devam eder. Samimiyeti, sadece bir iş bitirme yöntemi olarak kullananlar, aslında en büyük zararı kendi itibarlarına verirler.
Karakterin Ölçüsü Vefadır
Bir insanın gerçek yüzünü, ona ihtiyacınız olduğu zaman değil; sizin ona ihtiyacınız kalmadığı zaman görürsünüz. Bugün işiniz bittiği için numarasını sildiğiniz, sesini duymak istemediğiniz o kişi, aslında sizin en aciz halinizi bilen ve o an elinizden tutan kişidir. Onu yok saymak, aslında kendi geçmişinizi ve o günkü halinizi inkar etmektir. Unutulmamalıdır ki; dünyevi meseleler hallolur, sorunlar bir şekilde çözülür ama sömürülen bir emeğin ve istismar edilen bir iyi niyetin hesabı hiçbir zaman kapanmaz.
Son Söz
Eğer bu yazıyı okurken içinizde bir mahcubiyet hissediyorsanız, bilmelisiniz ki vefa borcu zamanaşımına uğramaz. Gerçek bir karakter, köprüyü geçene kadar değil, ömür boyu aynı dürüstlükle kalabilmeyi gerektirir. Yarın başka bir fırtına koptuğunda yine çalacak bir kapı arayacaksanız, bugün ardınızda bıraktığınız nankörlüğün o kapıyı çoktan kilitlediğini görebilirsiniz.
İşi bitince “tanıyamadım” diyenlerden değil; emeğe hürmet edip, zor gününde yanında olanı ferah gününde unutmayanlardan olmanız dileğiyle...
Next