“Toksik ilişki”, kişinin ilişki içerisinde kendisini sürekli yorgun, baskı altında, huzursuz ve değersiz hissettiği iletişim biçimlerini ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Böyle ilişkilerde birey zamanla kendisini duygusal olarak tükenmiş hissedebilir.
“Manipülatif davranış” ise kişinin karşı tarafı açık bir iletişimle değil; suçluluk duygusu oluşturma, baskı kurma, sessizlik kullanma, duygu yönlendirmesi yapma ya da olayları farklı gösterme gibi yöntemlerle etkilemeye çalışmasıdır.
“Narsist” kavramı da son yıllarda en sık duyulan psikoloji terimlerinden biri haline geldi. Genel anlamıyla kişinin sürekli kendisini merkeze koyması, yoğun onay beklentisi içinde olması, eleştiriye karşı aşırı hassas davranması ve karşı tarafın duygularını görmekte zorlanması gibi özellikleri tanımlamak için kullanılmaktadır.
Son yıllarda bu kavramlar yalnızca uzmanlık alanlarında değil, gündelik ilişkilerin içinde de sıkça kullanılmaya başladı. Artık insanlar yaşadıkları kırgınlıkları anlatırken çoğu zaman duygu ifade etmek yerine psikolojik etiketler kullanıyor. Bir tartışmanın ardından “sen toksiksin”, bir iletişim probleminde “manipülasyon yapıyorsun”, kırıcı bulunan bir davranış karşısında ise “narsistsin” cümleleri kolayca kurulabiliyor.
Bir aile ve evlilik danışmanı bakış açısıyla değerlendirildiğinde burada dikkat edilmesi gereken önemli bir durum ortaya çıkıyor. Çünkü insan ilişkilerinde yaşanan her problem psikolojik bir tanımlamayla açıklanamaz. Her iletişim sorunu sağlıksız ilişki anlamına gelmez.
İnsan ilişkileri zaman zaman kırgınlıkların, yanlış anlaşılmaların, iletişim eksikliklerinin ve duygusal tepkilerin yaşandığı doğal süreçlerdir.
Özellikle sosyal medyada yayılan kısa içerikler, ilişkilere dair farkındalığı artırırken aynı zamanda hızlı yorum yapma alışkanlığını da beraberinde getirdi. İnsanlar artık partnerini anlamaya çalışmadan önce onun davranışını tanımlamaya yöneliyor. Bir mesajın geç cevaplanması ilgisizlik olarak yorumlanabiliyor, sessiz kalmak manipülasyon sayılabiliyor ya da fikir ayrılıkları doğrudan toksik ilişki olarak değerlendirilebiliyor.
Oysa insan davranışları birkaç maddelik listelerle açıklanabilecek kadar basit değildir. İnsan bazen yorulur, bazen kendisini doğru ifade edemez, bazen kırıldığı için susar, bazen de öfkesini sağlıklı şekilde yönetemez. Her hatalı davranış kötü niyet göstergesi değildir. Her bencillik narsisizm anlamına gelmez. Her tartışma da toksik ilişki göstergesi sayılamaz.
Bugün ilişkilerde dikkat çeken en önemli sorunlardan biri, insanların birbirini anlamadan önce birbirine tanı koymaya başlamasıdır. Bu durum zamanla çiftler arasındaki iletişimi zayıflatıyor. Çünkü sürekli analiz edilen, eleştirilen ve etiketlenen kişi kendisini rahat hissetmemeye başlıyor. İletişim çözüm üretmek yerine savunma alanına dönüşüyor. Birçok ilişkide taraflar artık “beni anlıyor mu?” sorusundan çok, “beni suçluyor mu?” kaygısını yaşamaya başladı. Bu da ilişkilerde güven duygusunu zedeliyor. Çünkü insanlar sürekli psikolojik değerlendirmeye maruz kaldıklarını hissettiklerinde doğal davranmak yerine kendilerini korumaya çalışıyor.
Elbette gerçek anlamda duygusal baskı kuran, iletişimde yıpratıcı davranan ya da karşı tarafı kontrol etmeye çalışan insanlar vardır. Böyle durumların ciddiye alınması gerekir. Ancak günlük ilişki problemleri ile daha derin değerlendirilmesi gereken davranış biçimlerinin birbirine karıştırılması, ilişkilerde gereksiz bir gerginlik oluşturabiliyor.
Modern ilişkilerin en büyük sorunlarından biri de budur. İnsanlar artık birbirini dinlemekten çok yorumluyor, anlamaktan çok analiz ediyor. Sosyal medya dili zamanla ilişkilerin doğal iletişim dilinin önüne geçiyor. Böyle olunca da çiftler konuşmak yerine birbirine psikolojik kavramlarla yaklaşmaya başlıyor.
Oysa sağlıklı ilişkiler kusursuz insanlarla kurulmaz. Sağlıklı ilişki; iletişim kurabilen, empati gösterebilen, gerektiğinde özür dileyebilen, karşı tarafı dinleyebilen ve sorunları konuşabilen insanlar arasında gelişir.
Bazen bir ilişkiyi ayakta tutan şey haklı olmak değildir. Karşı tarafı gerçekten anlamaya çalışmaktır. Çünkü bazı ilişkiler ağır tanımlarla değil, doğru iletişimle iyileşir.
Next