1826 Yeniçeri ocağının kaldırılması, 1927 Navarin olayı, 1829 Osmanlı-Rus Savaşı Osmanlı tarihinin kırılma noktalarıdır. Bu tarihler bir anlamda başkaldırıların ve isyanların da başlamasına neden olan tarihlerdir ki Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Oğlu İbrahim Paşa kumandasında 30000 kişilik orduyu Anadolu’ya göndermesi de bu zayıflık ve otorite boşluğundandır.
Tabi bu durum aynı zamanda bütçenin de sarsılmasına yol açınca hükümet halktan daha fazla vergi, asker ve mühimmat istemeye başladı. İşte bu da Karadeniz’de Tuzcuoğlu, Kastamonu’da Tahmiscioğlu, Aydın’da Atçalı Kel Mehmet isyanları başladı. İşin garibi halk da bu isyancıları kurtarıcı gibi görmeye başlamıştı ki işte Anadolu’da Pehlivanlı aşireti bey Halit Bey de tam bu ortamda ortaya çıktı.
Halit Bey devlet adına para toplayıp gasp ettiği için Bozok mutasarrıfı Salih Paşa tarafından tutuklanıp hapse atılır ki bundan sonraki hayatının büyük bir bölümü o hapishane senin bu hapishane benim sürgünle geçer. Ta ki başta belirttiğimiz Kavalalı’nın oğlu İbrahim Paşa’nın Şam’ı işgali sırasında kendisiyle tanışana kadar.
Paşa Halit Bey’i kurtarır ve Anadolu’yu işgalinde kendi lehinde propaganda yapmak için de Anadolu’ya göndermiştir. Halit Bey’in aşiret reisi olması halkta olumlu intiba yaratıyor ve hükümet aleyhindeki propagandasına inanıyorlardı.
Fakat Şakir Paşa tarafından yeniden tutuklanıp hapse atılınca halk onun hakkında şu ağıdı yakmıştı.
Şakir Efendi dedim geldim yanına Bu iş yakışır mı senin şanına Nasıl zincir taktın iki koluma Ben bir bey oğluyum eller utansın Kalaba da benim gönlüm kalaba Tüfeğimi koydurdular dolaba Bilse idim gider idim Halep'e Ben bir bey oğluyum eller utansın Şakir Bey derler de boyuma baktı Demir puhaları koluma taktı Olanca tüylerim ayağa kalktı Ben bir bey oğluyum eller utansın
Bir yolunu bulup hapisten kaçan Halit Bey Konya’da Kavalalı’nın oğlu İbrahim Paşanın ordusundan yüzlerce çapulcuyu da yanına alıp ayaklanarak Kırşehir, Nevşehir, Niğde ve Yozgat’ı talan eyledi.
Devlet bu ayaklanmayı bastırmak için Kayseri Mutasarrıfı Osman Bey ile Halit beyin baş düşmanı Yozgat(Bozok) mütesellimi Şakir Bey’i tayin etti.
Bir ara Halit Bey Yozgat sancağını ele geçirmeyi de başardı. Bu durumu Sivas Valisi Seyyid Osman Paşa şöyle açıklamaktadır.
"Adı geçen şaki Halit, şehre girip bir mütesellim atayarak, fazla asker ile Yozgat'ı işgal etmişti. Buranın ahalisi dahi hainlere meyil ve taraftarlık ederek kötüleri şehrin içine davet etmişlerdi. Bu olanlar, bir haber çerçevesinden Yozgat mütesellimi Şakir Bey tarafından merkeze ihbar edilmiştir." Osman Paşa'nın şu Kaimesi de Halit'in bu bölgelerde nasıl korku ve dehşet saçtığının bir kanıtıdır.
İşin başka bir ilginç yanı ise işgal ve korku nedeniyle Ürgüp de Gerek İbrahim Paşayı ve gerekse Halit Beyi tanıyan şehirler arasındaydı ve Halit Bey’e tabi yerlerden biriydi. Bu konuya ait bir belgede şöyle bahsedilmektedir.
"Ürgüp kasabası halkı da Mısır'da gelen asilere tabi olmuşlardı. Bölgenin arazisi çetin ve taşlık olup, halkı çok kalabalık olduğundan, bir çatışmada büyük kayıplar verilmesinden korkulduğu için, memurlar vasıtasıyla yöre halkına nasihatler yazılıp gönderilmişti. Yazıyı getiren memurlarımız, yöre halkı tarafından büyük bir cesaretle zor kullanılıp dövülmüş ve kovulmuştu. Üç defa ikazdan sonra, adı geçen kasabanın üzerine varılıp bu defa dahi halkın söz dinleyeceği düşüncesi hakim iken, halk kasabanın dışına yaptıkları mevzi ve siperlerde saklanmış idi. Askerlere muharebeye teşebbüs emri verilme ile, on beş dakika dayanma gücü kalmayıp darp ve zor kullanılarak kasabaya kolaylıkla girilmiş idi. Elebaşları olan 50-60 kişi, kılıç ve silahlarıyla derhal yakalanıp zincire vurulmuştu."
Muhasaradan sonra Ürgüp'te geri çekilen Halit, buraya iki saat mesafedeki Uçhisar'a dört bin kadar eşkıya sevk etmişti. Halit, burada da tutunamayıp yenilmiş. Nevşehir'e gerileyen Halit, burada tutunmaya çalışmış, fakat askerimizin üzerine gelmesiyle direnme gösteremeyip askeriyle birlikte Aksaray tarafına gitmiş idi. Hiç bir direnmeyle karşılaşmayan Osman Paşa, 8 Ocak 1833 gecesi ordusuyla Nevşehir'e girmiştir.
· Aksaray, Ortaköy üzerinden Kırşehir yönüne giden Halit Bey, Ekecik Dağı eteklerinde saklanan Delibaş Mehmed adlı eşkıya ve adamlarını yakalayıp bunların halkta ve kervancılarda gasp ettiği malları yöre halkına dağıtmıştır. Kuruağıl köyünden eğlenip Kesik Köprü'den geçtiği anda burada pusu kuran hükümet kuvvetleriyle çarpışmış, onları yenerek Kırşehir'e yönelmiştir. Kendi aşiretini istila etmek isteyen Halit Bey, askerlerine "Savaşmak için karşınıza çıkan Pehlivanlı atlılarının oyununa gelmeyiniz. Onlar, sizi öyle bir bölgeye çeker ki hepiniz bu sarp yerde mahvolursunuz." tembihinde bulunmuştur. Direnmeyi kıran Halit, kendi aşiretini ikinci kez istila etmiştir. Bu olay hakkında söylenen bir ağıt:
Halit Bey derler de değmesin nazar Aşiret içinde koç gibi gezer
Elinde kargısı ordular bozar Olur mu Halit Bey böyle olur mu
El bağlayıp divanında durur mu
Atımı sürdüm de Deveboynu'na
Gafil düştüm Halit Beyin oynuna
İpek kaftanımı basın koynuma
Olur mu Halit Bey böyle olur mu
El bağlayıp divanında durur mu
Söyleyin Pehlivan beyleri gelsin
Ordular bağlayıp önümde dursun
Bekir Bey önünde çarhacı olsun
Olur mu Halit Bey böyle olur mu
El bağlayıp divanında durur mu
Yusuf Beyim konağında oturur
Hüseyin Bey düşmanını bitirir
Alaylar bağlayıp sürer getirir
Olur mu Halit Bey böyle olur mu
El bağlayıp divanında durur mu
Bilse idim ben giderdim uzağa
Şakir Bey düşürdü beni tuzağa
Kurban olsun elli paşa yüz ağa
Olur mu Halit Bey böyle olur mu
El bağlayıp divanında durur mu
·
· Yozgat, Kırşehir, Nevşehir ve Niğde yörelerini talan eden Halit Bey, 1833 Mayıs'ında padişahla Mısır valisi arasında imzalanan Kütahya anlaşması gereğince Anadolu'da gücünü kaybeden İbrahim Paşa ile Halep'e gitmiştir. Yakınlarının anlattığına göre, halkta gasp ettiği altınları 20 deve, kırk katıra yükleyip götürmüş, bu parayla büyük çiftlikler satın alıp Halep'te yaşamını sürdürmüştür.
· Zuhuri Danışman, Osm. İmp. Tarihi, İst. 1996,C.11-12, s.263-264; Mücteba İlgürel, Pehlivanlı Aşireti Beyi Hâlid'in İsyanı, İst. Üni. Ed. T. Dergisi nr. 23, 1969, s. 13-22. Münir Aktepe, Tuzcuoğulları İsyanı, İst. 1953,C.III, Sayı 5-6, s.21-52. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Kastamonu'da Tahmiscioğlu Vakası, T. Sem. Dergisi 1-2, İst. 1937. Çağatay Uluçay, Atçalı Kel Mehmet İsyanı, İst. 1968; Kaime, Hat. Hüm. Tas. nr. 20142-143, Başb. Arş; Osmanlıca Yazma 3/23; Kaime, Hat. Hüm. Tas. nr. 39746-47, Gen. Kur. Bask. Arş; Kaime, a.g.e. 20142-48; Kaime, a.g.e. 20142; Osmanlıca Yazma 2/4; Osmanlıca Yazma 2/5; Kaime, Hat. Hüm. Tas. nr. 20142-43; Baki Yaşa Altınok, Halep ve Orta Anadolu Ekseninde Bir Oymağın Tarihi (Pehlivanlılar), Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, Yıl 8, Sayı 22, 2002, s. 49-67. Murat Başer, Kırıkkale, Yeniyapan Köyü, 1930 Doğ. İlkokul; Öyküleriyle Kırşehir Türküleri, Destanları, Ağıtları - Baki Yaşa Altınok, Oba Yayıncılık, Mayıs - 2003, Ankara, s.132-133-134-135-136-137. Hikayesi Zeynep Ceren Seçkal tarafından gönderilen bu türkü 3,894 defa görüntülenmiştir. «Pehlivanlı Halit Bey» isimli türküye ait söz kaydı bulunmaktadır
Next