Sütün vardır. İlacın vardır. Yiyeceğin vardır.
Peki ya sevginin?
Bir gün birinin yüzüne bakıp, “Bu duygu artık eskisi kadar güçlü değil.” diyebilir miyiz?
Kimse böyle bir tarihle uyanmıyor elbette. Duyguların üzerinde son kullanma tarihi yazmıyor.
Ama bazı duyguların zamanla değiştiğini hepimiz biliyoruz.
Bir zamanlar saatlerce konuştuğumuz insanla artık birkaç dakika konuşamıyoruz.
Eskiden merak ettiğimiz şeyleri artık sormuyoruz.
Birbirimizi dinlemek yerine birbirimizin susmasını bekliyoruz.
Sonra da dönüp soruyoruz:
“Ne oldu bize?”
Belki de cevap çok basit.
Bir anda hiçbir şey olmadı.
Küçük şeyler birikti.
Söylenmeyen sözler...
Ertelenen konuşmalar...
Biriktirilen kırgınlıklar...
“Nasıl olsa o anlar.” diye sustuklarımız...
İlişkiler çoğu zaman büyük kavgalarla değil, küçük ihmallerle yoruluyor.
Ama burada önemli bir şey var.
Her değişen duygu bitmiş duygu değildir.
İlk günkü heyecanın azalması, sevginin bittiği anlamına gelmez.
Bazen heyecanın yerini güven alır.
Bazen sürekli konuşmanın yerini huzurlu bir sessizlik.
Bazen insan sevdiği kişiye eskisi kadar bakmaz ama onun yanında kendisini daha güvende
hisseder.
Bu da sevgidir.
Fakat başka bir durum daha var.
İnsan bazen sevgisini değil, beklentisini kaybeder.
Artık aramaz.
Sormaz.
Kızmaz.
Beklemez.
Çünkü içinden “Belki düzelir.” cümlesi bile geçmez.
İşte o noktada dikkat etmek gerekir.
Çünkü bir insanın size kızması, hâlâ bir şeyleri önemsediğini gösterebilir.
Ama hiçbir şey söylememesi bazen çok daha ağırdır.
Bugün aynı evde yaşayıp birbirine yabancı olan insanlar var.
Aynı masada oturup telefonlarına bakan aileler var.
Birbirinin fotoğraflarını beğenip birbirinin hayatını merak etmeyen insanlar var.
Belki de sorun duyguların tükenmesi değil.
Duygulara zaman ayırmayı bırakmamız.
Sevgi kendi kendine yaşamıyor.
İlgi istiyor.
Merak istiyor.
Dinlemek istiyor.
Emek istiyor.
Ve bazen sadece bir cümle istiyor:
“Nasılsın, gerçekten?”
Belki duyguların son kullanma tarihi yok.
Ama insanın beklemekten vazgeçtiği bir gün var.
Ve bazı ilişkilerin gerçek sonu “Seni artık sevmiyorum.” değildir.
Daha sessizdir.
Daha ağırdır.
“Artık senden hiçbir şey beklemiyorum.”
İşte belki de asıl son kullanma tarihi, tam o cümlenin içinde saklıdır.
Next