Bozkırın ayazına ve hayatın zorluklarına karşı direnen, hayatı hep çilelerle ilmik ilmik örünen; sabırla, üretimle ve vakarla bir yaşamı göğüsleyendir.

​​Toprağı işleyen, evi çekip çeviren, geleneği kuşaktan kuşağa aktaran odur. Elleri nasırlı olsa da ruhu zengindir; yoktan var etmeyi, azı çoğaltmayı en iyi bilendir.

Anaların emekleri zayi olmasın, analar, kadınlar sömürülmesin. Hakları, emekleri heba edilmesin. Çaresizlik girdabına itilmesin!

Görünürde erkeğinin arkasında, arka planda gibi durur görünse de ailenin ve toplumun yüz akı, gerçek idarecisidir.

Anadolu'da "Ana"figürü bazen zayıf, çaresiz gibi görünse de birleştirici ve toparlayıcı bir güce sahiptir.

Ülkemizin zor ve karanlık günlerinde cepheye mermi taşıyan odur.

Evladını "vatan sağ olsun" diyerek uğurlayan ferasetli bir duruş sahibidir. Onun fedakarlığı bütün evlatları ve vatanı içindir.

Anadolu kadını; toprağın sadakati, suyun sükuneti ve ateşin sıcaklığıdır. O, bu coğrafyanın sadece geçmişi değil, geleceğini de kucağında taşıyan asıl ve asil kuvvettir.

Bu nedenlerle benim yağlıboya, suluboya, siyah beyaz çizimlerimde, karakalem ve karışık teknik resimlerimde, tablolarımda kadınlar, analar ve kocaları; Anadolu insanları vardır.

Hayatın her evresinde, foloklorün çizgi çizgi ilmeklerinde, renklerinde hep bu çalışkan, çileli yüzleri, fedakarlığın abideleşmiş çelikleşmiş vücudu vardır.

Kuşkusuz bazı sanatçılarımız analarımızı çok güzel tuvallerine yansıtıyorlar. Ancak bu da yetmez. Zira onlar her alanda korunmalı, emekleri heba edilmemelidir. Politik çıkarların ve reklamların figüranı yapılmalarının önüne geçilmelidir.

Bir gecede servetine servet katanlar, işini "körler sağırlar birbirlerini asğırlar” kabilince yürütenler, emek vurgunları görmezden gelinirken, emektar yoksul analarımız da düşünülsün. Binbir imkansızlık için, yolu-beli olmayan yerine göre ulaşılmaz dağ köylerinde yaşam savaşı veren Anadolu kadınları unutulmasın!

Anadolu kadını, az imkanlarla çok şeyler yapar. Mutfaktaki idareli olarak bilgeliği ile ve hünerli elleriyle ziyafet sofrası kuran, tarladaki üründen kışlık rızık çıkarandır.

Hayatın içinden gelen tecrübeli bir bilgelikle her yerde o vardır.

Bir yönüyle de desenlerimde yer bulan;​gelenekler, masallar, maniler ve mutfak kültürü onun zihninde korunur, yol bulur. Anadolu’nun bin yıllık değerlerini günümüze taşıyan bir önemli köprüdür. O, sadece çocuk değil, bir kimlik ve ahlak anlayışı yetiştirir.

Onun gücü sessiz ve derindir. En büyük acıları kadere rıza ve sabır süzgecinden geçirir ve göğüsler.

Anadolu kadını, bu toprakların kültürel hafızasını taşır. Bu haliyle bile "Toprak Ana" kavramının ete kemiğe bürünmüş halidir.

Öz biçimde ifade etmek gerekirse Anadolu kadını toplumun en sarsılmaz güven limanıdır. İnsanlık; onun varlığıyla, çalışkanlığıyla, bilgeliğiyle, dürüstlüğüyle, gülümsemesiyle var olmaya devam edecektir.

Eli öpülesi anaların ayaklarına Rabbimiz cenneti sermiş; Analar baştacımızdır.

Whatsapp Image 2026 01 18 At 13.58.49(1)Whatsapp Image 2026 01 18 At 13.58.49Whatsapp Image 2026 01 18 At 13.58.49(3)Whatsapp Image 2026 01 18 At 13.58.49(2)