Yıldız Sarayı'nın en etkili isimlerinden biri Avanosluydu. II. Abdülhamid'in en güvendiği devlet adamları arasında yer alan Kurena Mehmed Arif Bey'in bilinmeyen hayatı, devlet hizmetleri ve tarihe yön veren çalışmaları; Dr. Harun Çolak ile Osman Aytekin'in arşiv belgelerine dayanan bu özel yazı dizisinin ilk bölümünde gün yüzüne çıkıyor.

Dr. Harun ÇOLAK- Osman AYTEKİN

Kurena Mehmed Arif Bey'in Hayatı ve Devlet Hizmetleri

Kurena Mehmed Arif Bey, kaynaklar arasında doğum yeri bakımından farklı bilgiler bulunmakla birlikte, 1866 yılında dünyaya gelmiştir. Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanan biyografide doğum yeri Üsküdar olarak gösterilirken, çocukları Adnan İlezdereli ve Ulviye Eriç'in aktardığı bilgilere göre Avanos doğumludur (Servet-i Fünûn, 1924; İlezdereli & Eriç'ten

İlk öğrenimini Beyazıt Rüşdiyesi'nde tamamlayan Mehmed Arif Bey, daha sonra Mekteb-i Mülkiye'nin İdâdî kısmına devam etmiş, yüksek kısmı sınıf birincisi ve "Pekiyi" dereceyle bitirmiştir (Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler, 1954). Mezuniyetinin ardından Sultan II. Abdülhamid'in iradesiyle Mabeyn-i Hümâyun İkinci Kâtipliği görevine atanmış ve Yıldız Sarayı'nda devlet hizmetine başlamıştır. Saraydaki görevinde çalışkanlığı, zekâsı ve dürüstlüğüyle dikkat çeken Mehmed Arif Bey, 1890 yılında "Kurena" unvanını alarak padişahın yakın maiyetine dâhil edilmiştir (Servet-i Fünûn, 1924).

Yaklaşık on dokuz yıl boyunca Mabeyn'de görev yapan Mehmed Arif Bey'in özellikle jurnal sistemi karşısındaki tutumu nedeniyle saygınlık kazandığı belirtilmektedir. Dönemin anlatılarına göre, haksız ithamlara uğrayan devlet görevlilerinin ve aydınların korunması için girişimlerde bulunmuş; Yıldız Sarayı'ndaki çalışma odası mağduriyet yaşayan kişilerin başvurduğu bir merkez hâline gelmiştir (Tokgöz, aktaran Yakın Tarihimiz, 1962). İngiliz Dışişleri Bakanlığı arşiv belgelerinde de Mehmed Arif Bey'in Mabeyn'in etkili isimlerinden biri olduğu, ancak kayınpederi Rıza Paşa ve akrabalarının siyasi gelişmeler nedeniyle gözden düştüğüne ilişkin değerlendirmeler yer almaktadır (Ulubelen, 1968).

Mehmed Arif Bey'in adı, 1901 yılında Servet-i Fünûn dergisinin kapatılması sürecinde de geçmektedir. Hüseyin Cahit Yalçın'ın bir yazısı gerekçe gösterilerek derginin kapatılması üzerine, dönemin Adliye Nazırı Abdürrahman Nureddin Paşa ile birlikte Mehmed Arif Bey'in girişimlerinin, gazete sahibi Ahmed İhsan Tokgöz ve diğer sanıkların ağır cezalara çarptırılmasını önlediği ileri sürülmektedir (Yakın Tarihimiz, 1962).

Bazı kaynaklarda Mehmed Arif Bey'in 1897 Osmanlı–Yunan Savaşı'nın başlamasında önemli rol oynadığı iddia edilmektedir. Bu anlatıya göre, Serasker Rıza Paşa ile birlikte II. Abdülhamid'i savaşa ikna eden kişiler arasında yer almış ve padişahın savaş ilanı kararında etkili olmuştur (Servet-i Fünûn, 1924). Ancak bu anlatımın büyük ölçüde hatırat ve biyografik değerlendirmelere dayandığı, resmî Osmanlı belgeleriyle ayrıca doğrulanması gerektiği belirtilmelidir.

II. Abdülhamid'in Mehmed Arif Bey'e güven duyduğu, ancak başkalarının mağduriyetine yol açabilecek konularda kendisini görevlendirmekten kaçındığı ifade edilmektedir. Buna rağmen Mehmed Arif Bey'in istibdat yönetiminin uygulamalarından rahatsız olduğu, özellikle jurnal mekanizmasının genişlemesi üzerine 1905 yılında Fransa'ya gittiği belirtilmektedir. Yaklaşık bir yıl Fransa'da kaldıktan sonra sağlık sorunlarının ağırlaşması nedeniyle padişahın izniyle İstanbul'a dönmüş, ancak yeniden Mabeyn'deki görevine başlamamıştır (Servet-i Fünûn, 1924).

1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, dönemin birçok devlet adamının aksine Mehmed Arif Bey'in Büyükada'daki evinin protesto edilmediği; aksine halk tarafından saygıyla karşılandığı aktarılmaktadır (Servet-i Fünûn, 1924).

Millî Mücadele yıllarında sağlık sorunları nedeniyle aktif görev alamayan Mehmed Arif Bey'in gelişmeleri yakından takip ettiği anlaşılmaktadır. Ahmed İhsan Tokgöz'ün aktardığına göre, Türk ordusunun yeniden Yunan kuvvetlerini mağlup edeceğine ve Mustafa Kemal Paşa'nın başarısına olan inancını dile getirmiştir (Yakın Tarihimiz, 1962).

Uzun süredir mücadele ettiği sürmenaj hastalığına bağlı olarak gelişen beyin kanaması sonucu 7/8 Mart 1922 gecesi vefat etmiştir. Fransızca ve Arapçayı ileri düzeyde bilen Mehmed Arif Bey, devlet hizmetinde "Ûlâ" rütbesinin birinci sınıfına kadar yükselmiştir (Servet-i Fünûn, 1924).

KAYNAKLAR:

(APA 7)

İbnülemin Mahmut Kemal İnal. (t.y.). Son Asır Türk Sadrâzamları.

Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler. (1954). Ankara.

Servet-i Fünûn. (1924, 20 Kasım). Kurenadan Merhum Arif Bey, 57(1475).

Ulubelen, E. (1968). İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye. İstanbul.

Yakın Tarihimiz. (1962). 2(294), 386.

Whatsapp Image 2026 06 30 At 11.03.28Whatsapp Image 2026 06 30 At 11.04.10