Ramazan sadece aç kalmak değildir; kalbi büyütmek, vicdanı diri tutmak ve zulme karşı ahlakla ayağa kalkmaktır. Bu ay, insanın kendini yeniden inşa ettiği bir diriliş mektebidir.
Ramazan Ayı; birliktir, beraberliktir, paylaşmaktır.
Sadece aç kalmak değil; gönül doyurmaktır.
Bu ay; makamların, mevkilerin, rütbelerin anlamını yitirdiği, insanın insana omuz verdiği, kalbin kalple buluştuğu müstesna bir zaman dilimidir. Zenginle fakirin aynı sofranın duasında buluştuğu, güçlü ile zayıfın aynı secdede eşitlendiği bir arınma mevsimidir.
Ramazan; tekâmül ayıdır.
Tahammül ayıdır.
Sabırdır. Şükürdür. Teslimiyettir.
Ancak teslimiyet; bir aya sığacak kadar dar değildir.
Ramazan, takvimde duran bir ibadet dilimi değil; ömre yayılan bir istikamet çağrısıdır.
Elbette hasta olup oruç tutamayanlar olacaktır. Bilerek ya da bilmeyerek tutmayanlar olacaktır. Bizim vazifemiz yargılamak değil; anlamaktır. Çünkü bizi ayakta tutan şey ayrışmak değil, bir arada kalabilmektir.
Bizi biz yapan; millî ve manevi değerlerimizdir.
Asırlardır bu toprakları mayalayan inanç, ahlak ve kardeşlik hukukudur.
Unutmamalıyız ki; bize “önce insan olmayı” öğütleyen bir kitabın mensuplarıyız. O kitapta sadece namaz yoktur. Sadece oruç yoktur. Sadece hac yoktur.
En çok ahlak vardır.
En çok adalet vardır.
En çok merhamet vardır.
En çok kul hakkı hassasiyeti vardır.
Ramazan; sofrayı değil, kalbi büyütmektir.
Ramazan; dili değil, gönlü terbiye etmektir.
Ramazan; şekli değil, özü düzeltmektir.
Hayatımızı bu ölçülere göre düzenlemek, ahlakı ibadetin merkezine koymak ve insanı incitmemeyi şiar edinmek… İşte o zaman doğru yolda olduğumuzu söyleyebiliriz.
Ancak Ramazan yalnızca bireysel arınma değildir.
Aynı zamanda toplumsal diriliştir.
Aynı zamanda zulme karşı saf tutmaktır.
Bugün dünyanın çeşitli coğrafyalarında, özellikle Gazze’de yaşanan acılar, insanlığın ortak vicdanını sarsmaktadır. Masum çocukların, sivillerin, mazlum halkların yaşadığı dram karşısında Ramazan bize şunu hatırlatır:
Zulme rıza, zulümdür.
Ramazan; mazlumun yanında durma ayıdır.
Ramazan; zalime karşı söz söyleme ayıdır.
Ramazan; haksızlığa sessiz kalmama ayıdır.
Fakat bu duruş; öfkeyle değil adaletle olmalıdır.
Nefretle değil ahlakla olmalıdır.
İntikam duygusuyla değil vicdanla olmalıdır.
Çünkü bizim medeniyet anlayışımız; yıkmak üzerine değil, inşa etmek üzerinedir. Kinle değil merhametle yükselmiştir.
Asıl kıyam kalpte başlar.
Asıl direniş nefse karşıdır.
Asıl zafer insan kalabilmektir.
Eğer Ramazan bize sabrı öğretiyorsa, aynı zamanda zulme boyun eğmemeyi de öğretir.
Eğer teslimiyeti öğretiyorsa, bu teslimiyet yalnızca Hakk’adır; haksızlığa değil.
Ramazan; insanın kendini yeniden inşa ettiği bir diriliş çağrısıdır.
Bu çağrıyı duyabilmek…
Bu şuuru yaşayabilmek…
Bu ahlakı hayatımıza taşıyabilmek…
İşte gerçek kazanç budur.
Ramazan’ı sadece sofralarda değil; kalplerimizde, kararlarımızda, duruşumuzda yaşayabildiğimiz ölçüde insan kalacağız.
Ve insan kalabildiğimiz sürece; umut var olacaktır.
Next