10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü her yıl kutlanıyor.
Mesajlar paylaşılıyor, fotoğraflar servis ediliyor, “basın emekçisi” vurguları yapılıyor.
Ama o günün asıl mimarının adı, çoğu zaman bilinçli bir suskunlukla anılmıyor.
Bu bir unutkanlık mıdır, yoksa vefasızlık mı?
Cevabı herkes kendi vicdanında arasın.
Çünkü 10 Ocak’ı 10 Ocak yapan 212 sayılı Basın İş Kanunu’nun arkasında çok net bir isim vardır:
Bülent Ecevit.
Gazeteciliği Bilen Bir Çalışma Bakanı
Bülent Ecevit, gazeteciliği uzaktan tanıyan bir siyasetçi değildi.
1950’li yıllarda Ulus ve Halkçı gazetelerinde yazmış, basın emekçisinin ne yaşadığını birebir görmüş bir isimdi.
1957’de CHP milletvekili oldu.
1961’de ise İsmet İnönü başkanlığında kurulan hükümette Çalışma Bakanlığı görevini üstlendi.
Ve o koltukta otururken şunu yaptı:
Sadece sanayi işçisini değil, basın emekçisini de işçi saydı.
212 sayılı yasa ile gazetecilere;
Kıdem tazminatı,
Fazla mesai hakkı,
Yıllık izin,
Sosyal güvence,
İş güvencesi tanındı.
Bugün “doğal hak” dediğimiz ne varsa, o gün bir mücadeleyle kazanıldı.
Sevmeyebilirsin Ama Hakkını Teslim Etmek Zorundasın
Ecevit’i seversin ya da sevmezsin.
Siyasetini benimseyebilirsin ya da eleştirebilirsin.
Ama bu, emeğini yok sayma hakkını kimseye vermez.
Diş ağrısı için okuyan hocaya defalarca teşekkür eden bir toplumun,
on binlerce gazeteciye ömür boyu özlük hakkı kazandıran bir ismi 10 Ocak’ta anmaması,
en hafif tabiriyle çelişkidir.
Darbe Günlerinde Kim Nerede Durdu?
12 Eylül 1980 darbesi geldiğinde;
Birçok basın patronu ve kalem, yönetime biat etti,
Gazeteler sustu, köşeler hizaya girdi.
Ama Bülent Ecevit;
Partisi kapatılmış,
Siyasi yasaklı,
Eski başbakan olmasına rağmen yeniden gazeteciliğe döndü.
“Arayış” dergisini çıkardı.
Darbeye karşı, demokrasiden yana, korkmadan yazdı.
Biat etmedi. Eğilmedi. Susmadı.
Bugün “gazetecilik onuru” dediğimiz kavramın canlı örneklerinden biri de budur.
Cemiyetler Neden Sessiz?
Burada asıl soru şudur:
Gazeteciler Cemiyetleri neden suskun?
Genel merkezler, yerel cemiyetler, meslek örgütleri…
10 Ocak bildirilerinde neden bir satır bile Ecevit’e ayrılmaz?
Bilmemek mazeret değil.
Çünkü gazetecilik bilmeyene anlatmak değil, araştırıp hatırlatmaktır.
Yerel basın bilmiyor olabilir.
Ama bilenlerin de yazmaması, daha ağır bir sorumluluktur.
Kuru Kutlama Günü Kurtarır, Vefa Tarih Yazar
10 Ocak’ta birkaç temenni cümlesiyle günü kurtarmak kolaydır.
Ama vefa, geleceği inşa eder.
Bugün Bülent Ecevit’i anan bir yazı, yarın başka gazetecilerin de aynı cesaretle yazmasına vesile olabilir.
Bir başlangıç yapılabilirdi.
Hâlâ yapılabilir.
Son Söz Yerine
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü;
özlük haklarını veren dönemin Çalışma Bakanı Bülent Ecevit anılarak başlarsa,
işte o zaman bu gün anlamına kavuşur.
Bu;
Bir siyasi tercih değil,
Bir ideolojik saflaşma değil,
Basın ahlakının gereğidir.
Türk basını, kendisine emeği geçenleri hatırladığı gün,
gerçekten özgür ve onurlu bir basın olur.
Next