Hayatımızın büyük bir bölümünü başkalarının yüzünde küçük bir tebessüm oluşturmak, beklentilerini eksiksiz karşılamak ve kimseyi incitmemek üzerine kurarız. Çocukluktan itibaren kulaklarımıza fısıldanan “ayıp olur”, “el ne der”, “komşunun kızı veya oğlu ne düşünür” gibi kalıp telkinlerle büyütülen bireyler olarak, ruhsal pusulamızı zamanla kendi iç sesimize değil, başkalarının onayına göre ayarlamaya başlarız. Peki, insanları memnun etme çabası gerçekten ulaşılabilir bir hedef midir, yoksa ruhu yavaşça tüketen, ömrü törpüleyen nafile bir çaba mı?
İnsanları memnun etme çabası, ne yazık ki dipsiz bir kuyu gibidir. Bu kuyuya ne kadar emek, zaman ve duygu dökerseniz dökün, kuyu asla dolmaz. Çünkü herkesin beklentisi, hayata bakış açısı, beklenti eşiği ve hatta aynı olaya yüklediği anlam tamamen birbirinden farklıdır. Birine çok iyi gelen bir tutum veya fedakarlık, bir başkası tarafından son derece sıradan hatta bencilce görülebilir. Herkesi memnun etmeye çalışmak, aslında kendi benliğinizden ve özgünlüğünüzden sessizce vazgeçmek demektir. Sürekli bir rol yapma, herkese mavi boncuk dağıtma hali, bir süre sonra bireyin kendi gerçek sesini, kendi arzularını ve ihtiyaçlarını duymasını tamamen engeller.
Toplumsal algıda “iyi insan” olmak genellikle her şeye “evet” demekle, kendi alanından ödün vermekle özdeşleştirilir. Oysa sağlıklı ve sürdürülebilir ilişkilerin temel taşı, doğru zamanda, net ve kararlı bir şekilde “hayır” diyebilmektir. Sınır koymak kesinlikle bir bencillik değil, aksine ruhsal ve zihinsel sağlığı korumanın en temel şartıdır. Kendine saygı duymayan, kendi sınırlarını koruyamayan birinin başkasına gerçekten faydalı olması, samimi bir bağ kurması da mümkün değildir. Çünkü tükenmiş bir insan, etrafındakilere ancak tükenmişlik hissi verebilir.
Herkesi memnun etme arzusu, en nihayetinde hayatınızın direksiyonunu başkalarına teslim etmektir. Yolun sonunda arabayı uçuruma sürükleyenler genellikle kendi istekleriniz değil, etraftakilerin bitmek bilmeyen talepleridir. Unutmayın ki, bu hayattaki asıl ve en büyük sorumluluğunuz başkalarının beklentilerini tatmin etmek değil, kendi potansiyelinizi gerçekleştirmek, kendi ruhunuza adil davranmak ve kendi vicdanınıza karşı dürüst kalmaktır.
Özetle; insanları memnun etmek hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. Ve bilmeniz gereken en güzel haber şudur ki: Buna mecbur da değilsiniz, çalışmak zorunda da.
Next