29 Ekim, yalnızca bayraklarımızı dalgalandırdığımız, marşlarımızı söylediğimiz ve tarihimizin önemli bir dönüm noktasını hatırladığımız bir gün değildir. Aynı zamanda nasıl bir toplum olmak istediğimizi, gelecek nesillere hangi değerleri bırakacağımızı ve bu değerleri günlük hayatımızda ne kadar yaşatabildiğimizi düşünme fırsatıdır. Cumhuriyetimizin 103. Yıl dönümünü kutlarken aile ve evlilik danışmanı olarak üzerinde durmak istediğim konu, Cumhuriyetin değerleriyle aile içindeki iletişim arasındaki bağdır.
Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 1923 tarihinde ilan edildi. Bu önemli tarih, milletimizin tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Cumhuriyetin kuruluşunda emeği bulunan herkesi saygı ve minnetle anarken, bugün bize düşen sorumlulukları da düşünmeliyiz. Geçmişin kazanımlarını hatırlamak kadar, bu kazanımları gelecek nesillere aktarabilmek de önemlidir.
Peki, Cumhuriyetin değerlerini çocuklarımıza nasıl aktarıyoruz? Onlara yalnızca bayramların anlamını mı anlatıyoruz, yoksa günlük hayatımızda davranışlarımızla da örnek olabiliyor muyuz?
Aile, insanın hayata dair ilk deneyimlerini kazandığı yerdir. Çocuk; saygıyı, sorumluluğu, paylaşmayı, başkalarını dinlemeyi ve farklı düşüncelere yaklaşmayı önce evinde öğrenir. Bu nedenle sağlıklı aile ilişkileri, yalnızca aile bireylerinin huzuru açısından değil, toplumsal yaşamın geleceği açısından da önem taşır.
Aile ve evlilik danışmanlığı alanındaki gözlemlerim, ilişkilerde karşılıklı saygının ve sağlıklı iletişimin ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Eşlerin birbirini dinlediği, düşüncelerini ifade edebildiği ve sorunlarını konuşarak çözmeye çalıştığı bir aile ortamı, çocukların da kendilerini daha güvende hissetmelerine katkı sağlayabilir. Elbette her aile farklıdır ve her sorunun tek bir çözümü yoktur. Ancak birbirini anlamaya yönelik çaba, ilişkilerin güçlenmesi için önemli bir başlangıçtır.
Bir evlilikte eşlerin aynı düşünmesi gerekmez. Önemli olan, farklı düşündüklerinde birbirlerine nasıl davrandıklarıdır. Bir tarafın sürekli karar verdiği, diğer tarafın ise kendisini ifade etmekte zorlandığı ilişkilerde zamanla iletişim sorunları ortaya çıkabilir. Sağlıklı bir birliktelik, iki insanın birbirini kontrol etmesiyle değil, karşılıklı anlayış ve sorumlulukla gelişir. Eşlerin birbirlerinin düşüncelerine değer vermesi, aile içindeki güveni ve dayanışmayı güçlendirebilir.
Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle aile içinde çocuklarımıza tanıdığımız alana da bakalım. Çocuklarımızın özgüvenli, sorumluluk sahibi ve düşüncelerini ifade edebilen bireyler olmalarını istiyoruz. Peki, konuşmak istediklerinde onları dinliyor muyuz? Farklı bir fikir ortaya koyduklarında hemen karşı çıkmak yerine ne düşündüklerini anlamaya çalışıyor muyuz?
Çocuk yetiştirmek, yalnızca kurallar koymak değildir. Kuralların nedenlerini açıklamak, çocuğun yaşına uygun biçimde söz hakkı tanımak ve gerektiğinde kendi davranışlarımızı da gözden geçirmek gerekir. Çocuğun her isteğini kabul etmek zorunda değiliz; ancak onu dinlemek ve duygularını önemsemek mümkündür. Anne babanın rehberliği ile çocuğun kendisini ifade etme ihtiyacı arasında denge kurulması, aile içindeki iletişimi olumlu yönde etkileyebilir.
Çocuklara saygıyı öğretmenin en etkili yollarından biri, onlara saygılı davranmaktır. Dürüstlüğü anlatırken kendi hatalarımızı kabul edebilmeli, sorumluluk beklerken kendi sorumluluklarımızı yerine getirmeli, adil davranmalarını isterken ev içinde de adaletli olmaya özen göstermeliyiz. Çünkü çocuklar yalnızca söylediklerimizi değil, davranışlarımızı da gözlemler.
Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarken kız ve erkek çocuklarımızın eğitimine, gelişimine ve geleceğe dair hedeflerine aynı özenle yaklaşmanın önemini de hatırlamalıyız. Her çocuğun yeteneklerini geliştirebileceği, düşüncelerini ifade edebileceği ve kendisini değerli hissedebileceği bir ortam oluşturmak, ailelerin en önemli sorumlulukları arasındadır.
Çocuklarımızın kendi potansiyellerini keşfetmelerine destek olmak, onların geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemelerine yardımcı olabilir. Elbette hiçbir aile kusursuz değildir. Eşler arasında anlaşmazlıklar yaşanabilir, anne babalar çocuklarıyla bazı konularda uzlaşmakta zorlanabilir. Önemli olan, sorunları görmezden gelmek yerine konuşabilmek, gerektiğinde özür dileyebilmek ve çözüm için çaba gösterebilmektir. Şiddet ve baskının söz konusu olduğu durumlarda ise güvenliğin ve gerekli desteğin öncelikli olduğunu unutmamak gerekir.
Cumhuriyetin 103. yıl dönümünde yalnızca geçmişimizi hatırlamakla yetinmeyelim. Evlerimizde kurduğumuz iletişimi, çocuklarımıza verdiğimiz örnekleri ve birbirimize karşı sorumluluklarımızı da değerlendirelim. Çünkü geleceğe dair beklentilerimiz, bugünün aile ortamlarından ve çocuklara sunduğumuz imkânlardan bağımsız değildir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Millî Mücadele’nin kahramanlarını ve Cumhuriyetin kuruluşunda emeği bulunan herkesi saygı ve minnetle anıyor; Cumhuriyet Bayramımızı kutluyorum.
Cumhuriyetin değerlerini yaşatmak, yalnızca onları anlatmakla değil, günlük hayatımızda saygı, sorumluluk, anlayış ve dayanışmayı davranışlarımızla göstermekle mümkündür. Geleceğe bırakacağımız en değerli miraslardan biri de bu değerleri benimseyen, birbirine saygı duyan ve sorumluluk bilinciyle yetişen nesillerdir.
Next